Fenerbahçe camiası yine bir divan toplantısıyla çalkalandı, malumunuz. Eski başkanımız Ali Koç da teşrif etmişlerdi, sağ olsunlar. E tabii, boş durur mu? Ağzından çıkan her laf altın değerinde olmasa da, bazen öyle laflar ediyor ki, insan 'Eyvah! Ne oluyor orada?' diye şaşıp kalıyor.
Bu seferki açıklamaları da tam bir dedektiflik hikayesi kıvamındaydı. Diyor ki başkan, 'Maddelerin geçmemesi için lobi yapmak Fenerbahçemize saf kötülük yapmak demektir.' Allah Allah! Şimdi bu ne demek? Kulübün içinde bir takım 'gizli örgüt' mü var, 'aydınlanmışlar' derneği mi, yoksa sadece kahve köşesinde okey oynayan ama bir yandan da kulübün işlerine karışan gizemli amcalar mı? 'Saf kötülük' lafı öyle kolay kolay çıkmaz ağızdan. Sanki kulübe sızmış, sabahları kahvesine zehir katıp, akşamları da gizli maddeleri değiştiren James Bond vari bir kötü adam var gibi…
Valla biz ekranda maç izleyip, 'Bu hoca neden bu adamı oynatır?' diye kafa yorarken, Fenerbahçe'nin içinde bildiğin 'Matrix' filmi dönüyormuş meğer. Lobiler, maddeler, bir de üstüne 'saf kötülük' damgası... Demek ki Fenerbahçe'de sadece saha içinde değil, divan salonlarında da heyecan dorukta. Kulübün içinde kim, kime, neden 'saf kötülük' yapar? Bu soruların cevabını bulursak, bence Nobel Barış Ödülü'nü bile hak ederiz. Ya da en azından bir hafta bedava çay içme hakkı verilsin kahvelerde, bu kadar drama bize yeter!