Arkadaşlar, Milli Takım bir gaza bastı ki sormayın! Bulgaristan'ı falan geçtik, Gürcistan'ı da hallettik mi, 'tamamdır bu iş' havasına girdik. Şimdi herkesin dilinde "2026 Dünya Kupası'na direkt gider miyiz?" sorusu var. Hani şu ikinci olursan play-off'ta tırnaklarını yersin, birinci olursan kral gibi gidersin muhabbeti var ya, işte biz o kraliyet yoluna takmış durumdayız gözümüzü. Grubumuzda da malum, önümüzde o havalı Matadorlar, yani İspanya var. Aradaki fark da öyle uçurum değil ha, sadece 3 puancık! Ama gel gör ki, bu 3 puanı kapatmak için öyle sadece 'biz iki maçımızı kazanalım' demekle olmuyor.
Şimdi gelelim bu işin matematik kısmına, ki benim bile kafam karıştı anlatırken. Bizimkilerin önünde iki maç var: Önce grup sonuncusu, "aman düşman başına" dedirten Bulgaristan, sonra da o meşhur İspanya. Şimdi biz bu iki maçı da alacağız, orası cepte (en azından gönlümüzde öyle). Ama işte o zaman da, "Dur bakalım, İspanya ne yapmış?" diye bir soru çıkıyor karşımıza. Çünkü tüm gözler, bizim maçtan önce, İspanya'nın Gürcistan deplasmanında oynayacağı kritik maça çevriliyor.
Matadorların o Gürcistan maçında kesinlikle puan kaybetmesi lazım abi. Ya berabere kalacaklar ya da, Allah büyük, bir mağlubiyet gelecek. Eğer İspanya Gürcistan'a takılır ve biz de o büyük maçta İspanya'yı sahadan silersek... İşte o zaman direkt Dünya Kupası bileti cebimizde! Yani anlayacağınız, önce bir Gürcistan jesti, sonra bizim kahramanlık destanı... Hadi bakalım, Gürcistan'dan bir "Gol!" sesi bekliyoruz, sonra da top bizde!