Hani derler ya 'bir devir kapandı' diye, Fenerbahçe'de o devir kapandı da, yerine hangi devir açılacak, kimse bilmiyor. Jose Mourinho tozunu attırıp, 'ben kaçar' dedikten sonra, o meşhur teknik direktör koltuğu gene ortada kaldı abi. Tabii Fener'in bu durumlarda ilk aklına gelen 'güvenli liman' İsmail Kartal Hoca'ydı. Adamcağız bavulunu toplayıp, 'geliyorum' demiş, hatta imza kalemi eline yakışıyormuş falan derken... Ah Fener taraftarı, ah!
...Fenerbahçe taraftarının o meşhur 'Ben her şeyi bilirim, ben karar veririm' modu devreye girdi ve 'O olmaz, bu olmaz!' nidalarıyla İsmail Hoca'yı bir güzel beklemeye aldırdılar. Adam şimdi herhalde 'Benim ne günahım vardı?' diye düşünüyordur bir köşede. Derken, masaya bambaşka bir isim gelmiş: Luciano Spalletti! Hani şu Napoli'yi 33 yıl sonra, evet, tam 33 yıl sonra şampiyon yapan 'amca'. Şimdi ne alakası var demeyin, Fener'in bu teknik direktör işleri bazen 'Nereden nereye' dedirtir insana. Mourinho'dan Spalletti'ye... Bir yanda yıldızlar geçidi, diğer yanda 'bizi de 33 yıl bekletmezsin umarız' havası.
66 yaşındaki kurt hoca, şu an İtalya Milli Takımı'nın başında ama anladığımız kadarıyla 'Fener'in o büyülü atmosferi' onu da cezbetmiş. Yani, 33 yıl beklemiş bir takımı şampiyon yapmış bir adamın, Fenerbahçe'deki 'şampiyonluk hasretini' dindirme potansiyeli... Vay be! Bakalım bu seferki 'mucize' Spalletti'den mi gelecek, yoksa 'İsmail Kartal beklerken gelen' durumu mu yaşanacak? Fener'de teknik direktör arayışı değil, resmen macera romanı yazılıyor mübarek! Parmağımız Fener'den düşmüyor, beklemedeyiz...