Evet arkadaşlar, kahve sohbetine hoş geldiniz! Dün akşam sahalardan gelen bir haberle içimiz ısındı mı, yoksa kahveler mi soğudu bilemem ama İsrail'in 2026 Dünya Kupası hayalleri, İtalya deplasmanında yediği 3 golle suya düştü, hem de buz gibi suya! Mateo Retegui'nin fileleri havalandırmasıyla başladı, Gianluca Mancini de topu ağlara gönderince, İsrail için artık o "Acaba?" sorusu bile tarihe karıştı. "Biz de katılırız belki" dedikleri Dünya Kupası, başka bahara kaldı yani. Belki de bambaşka bir bahara...
Yani anlayacağınız, İtalya 3-0'lık net bir skorla "evine hoş geldin" dedi İsrail'e. Şimdi düşünsene, zaten Gazze'deki hareketlerinden dolayı FIFA ve UEFA'dan "durun bakalım" sesleri yükselirken, uluslararası futboldan men edilme çağrıları ortadayken, bu sonuç da tüy dikti resmen. Hani derler ya, "Üstüne bir de tuz biber ekti." Maçın atmosferi de ilginçti hani. İtalyan Spor Yazarları Derneği de boş durmamış, maçta Gazze'de hayatını kaybeden 250 gazeteci için siyah kurdele takmış. Vallahi topa bakmaktan çok, başka şeylere bakmışlardır diye düşünüyorum.
Ama asıl mevzu sahanın kenarında yaşandı dostlar! Taraftarlar Filistin'e destek vermek için bayraklar açmış, bizim güvenlik görevlileri de hemen "Hop! Sakin ol şampiyon!" diyerek müdahale etmiş. Yani anladık, maç önemliydi ama görünen o ki sahadaki 22 adamdan çok, tribünlerdeki 'bayrak avcıları' daha bir aksiyonluymuş. İsrail için bu Dünya Kupası macerası, gollerden çok, tribünlerdeki ve dışarıdaki olaylarla anılacak gibi duruyor. Eh, sağlık olsun ne diyelim? Bir dahaki sefere belki topu kaleye göndermekle kalmaz, başka "meseleleri" de hallederler!