Ah be sevgili dostlar, en son ne zaman Dünya Kupası görmüştük? 2002'ydi değil mi? Yani o kadar oldu ki, o zaman ilkokula gidenler şimdi çoluk çocuğa karıştı, biz hala o rüya gibi günleri anlata anlata bitiremedik. Neyse, bu 24 yıllık 'hasret giderme' operasyonuna Milli Takımımız, 2026 Dünya Kupası için start vermiş durumda. Bakalım bu sefer o büyülü bileti cebimize koyabilecek miyiz, yoksa gene 'ama olsun çok iyi mücadele ettik' mi diyeceğiz, göreceğiz.
Peki bu zorlu yolculukta takımımız hangi 'kestirme' yolları deneyecek? Şöyle bir göz atalım: Öncelikle, Avrupa Elemeleri'nde E grubunda top koşturuyoruz. Rakip kimler mi? İspanya, Gürcistan ve Bulgaristan. Şimdi efendim, en kestirme yol neymiş? Grup lideri olmak! Ha şöyle bir sıkıntı var ki, grupta İspanya diye bir 'minik' engelimiz var. Sanki İspanyollar 'Buyurun beyler, siz geçin' diyecekmiş gibi, direkt liderlik hayali kurduruyorlar bize. Tabi İspanya'yı geçersen, eyvallah, direkt gidersin. Ama o da 'kral yolu' değil de, bildiğin patika sanki!
Neyse, diyelim ki 'kral yolunu' tepe tepe kullanamadık, o zaman ne var? İkinci yolumuz, bizim klasikleşmiş, adeta milli sporumuz haline gelmiş play-off'lar! Grup ikincisi olup, o meşhur play-off turuna kalmak. Orada ne mi oluyor? 12 tane grup ikincisi, bir de UEFA Uluslar Ligi'nden gelen 4 'torpil'li takım... Toplam 16 ekip, kendi aralarında minyatür bir Dünya Kupası formatı oynuyor. Tek maç eleminasyon, yani 'ya tamam ya devam' modu sonuna kadar açık. Yarı final, final derken Avrupa'dan gidecek son 4 takım belirlenecek. Vallahi, biz yine kolayı sevmemiş, işi zora sokmuşuz anlaşılan. Ama işte heyecan da burada!