Arkadaşlar, yine geldi o 'bayram' günleri... Hani şu kulüp futbolunun yerini milli takımların aldığı, bizi genelde 'eh işte' dedirten günler. Ama durun durun, dünkü Dünya Kupası elemelerinde öyle bir şeyler oldu ki, favoriler falan derken az kalsın 'şaka mı bu?' diyecektik! Başrolünde tabii ki İzlanda var. Buzdolabı gibi bir havada, Avrupa'nın şahı Fransa'yı konuk ettiler. O Fransa ki, ağzına bir lokma verip yollayacaklarını düşünürken, İzlandalı 'Vikingler' Palsson ve Hlynsson sahneye çıkıp iki tane salladılar! Bizim 'süper yıldızlar' Nkunku ve Mateta sağ olsun, 2-2'yi bulduk da Dünya Kupası heyecanı şimdilik tavan yapmadı. Yoksa adeta buz kestiler desek yeridir, neredeyse o soğukta donup kalacaklardı! Fransa'nın grupta lider olmasına rağmen bu kadar zorlanması, 'o kadar da dev değilsiniz canım' dedirtti bize. Buzdolabından yeni çıkmış gibi oynadılar resmen.
Fransa zor kurtarırken, 'Alman disiplini' dediğimiz o meşhur olayın da Kuzey İrlanda karşısında nasıl tek golle burun farkıyla galibiyete döndüğünü gördük. Nick Woltemade diye genç bir kardeşimiz attı tek golü, yoksa Almanya da ‘nasıl oldu bu şimdi?’ moduna girecekti. Zaten ne desinler, sahada ne yaptılar ki? B grubundan ise İsveç'in Kosova'ya kaybetmesi 'vay anasını' dedirtti. Zlatan'ın koltukta televizyonu kırmadığına dua edin. Slovenya-İsviçre maçı da tahmin edersiniz ki, 0-0 biterek tarihe 'unutulmaz' bir karşılaşma olarak geçti... Şaka şaka, kim hatırlayacak!
Diğer maçlarda ise Ukrayna, Azerbaycan'ı yendi, sanırım bu haber güneşin doğduğu yerle ilgili bir tespitten daha şaşırtıcı değil. Galler'in Belçika'dan 4 tane yemesi de 'olağan şüpheliler' listesinde, pek şaşırmadık. Kuzey Makedonya ile Kazakistan'ın 1-1 berabere kalması ise... Ne diyelim, iki taraf da 'biz puan aldık' diyerek mutlu olmuştur herhalde, çok da kurcalamayalım. Kısacası, favorilerin burunlarından kıl aldırmadığı, 'küçük' denilen takımların ise 'bakın biz de buradayız' dediği bir eleme haftası oldu. Milli takım aralarını sevene aşk olsun!