Şimdi efendim, Dünya Kupası Avrupa Elemeleri D Grubu'nda öyle bir maç oynandı ki, sanırsın bir Hollywood filmi senaryosu yazılmış. Hani Fransa var ya, Dünya Kupası'nı tokatlamış, şampiyonluk madalyaları boynunda gezen horozlar... İşte o horozlar, İzlanda'nın buz gibi Laugardalsvöllur Stadyumu'nda öyle bir puan bıraktı ki, 'Fransız usulü şok' desen yeri! Maç 2-2 bitti. Kim derdi ki, Fransa İzlanda deplasmanından eli boş dönecek? Vallahi bizim çaylar soğudu haberi görünce.
İlk yarıda bir baktık, ev sahibi İzlanda, Palsson'la öne geçmiş bile, dakika 39! 'Eyvah' dedik, 'Acaba Fransa takımı otelde mi unuttu?' derken, ikinci yarı biraz kendilerine gelmişler. 63'te Nkunku sahneye çıktı, skoru eşitledi. Tam 'Oh be, normale döndük!' diye sevinirken, ilk kez milli formayı giyen Mateta kardeşimiz, 68'de golü yapıştırdı, Fransa'yı öne geçirdi. Her şey yolunda gibiydi, değil mi? Ama nerede! Daha golün coşkusu bitmeden, iki dakika sonra, yani 70. dakikada, İzlanda'dan Hlynsson, 'Öyle yağma yok Fransa!' dercesine topu ağlara yolladı ve skor 2-2 oldu. Resmen gol sevincini kursağımızda bıraktılar!
Velhasıl kelam, gruptaki 4. maçında ilk puan kaybını yaşayan Fransa, puanını 10 yaptı. İzlanda ise 4 puana ulaştı ve bence bu beraberlikle kendi adına destan yazdı. Fransızlar şimdi oturup düşünsün: 'Acaba bu maçta şampiyonluk rehavetine mi kapıldık, yoksa İzlanda'nın soğuk havası beynimize mi vurdu?' Sanki her maçlarını 5-0 alıyorlardı da, 2-2 berabere kalmak büyük olaymış gibi... Ama kabul edelim, o devasa egolarına bir Viking tokadı yemiş oldular. Bir dahaki sefere İzlanda'ya giderken, Deschamp'ın oyuncularına sadece futbol ayakkabısı değil, yanlarına bir de 'şoku atlatma rehberi' vermesi lazım!