Vay be! Geçen hafta kahvede "Icardi gider mi, sözleşmesi biter mi?" diye kafa patlatıyorduk, meğer biz boşuna enerji harcamışız. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, çıktı sahneye ve adeta "Yeter be! Bırakın adamı!" dercesine bir açıklama patlattı. Baktı ki millet Icardi'nin kontratını, yeni maaşını konuşmaktan maçı falan unutacak, "Durun bakalım siz!" dedi. Hoca, Mauro'nun yeni bir sözleşme imzalayacağı yönündeki haberlere resmen "kırmızı kart" gösterdi. "Ne sözleşmesi kardeşim? Ekim ayında sözleşme mi konuşulurmuş? Saçmalamayın!" diyerek adeta havaya duman attı. Anlayacağınız, Okan Hoca'ya göre bu tür dedikodular tamamen bir "provokasyon" ürünü. Yani Icardi'nin kafasını karıştırmak, takımı karıştırmak için yapılıyormuş. Vallahi bizim kahve muhabbeti bile daha masum kalır yanında!
Peki, Icardi niye bu kadar değerliymiş? Hoca anlattı: Adam geldi, iki şampiyonluk getirdi, taraftarı coşturdu, hatta "birçok insanı Galatasaraylı yaptı" dedi. Vay be, sanki pazarlama dehası adam! Tabii doğru, geldiğinde kulüp morali sıfırdı, Icardi bir şekilde o ateşi yakmayı başardı, hakkını yemeyelim. Ama şimdi biliyorsunuz, ufak bir sakatlık geçmişi var. Okan Buruk da dedi ki, "Adam fizik gücüyle değil, aklıyla oynuyor. O yüzden o eski fizikselliği yakalaması zaman alır, oynaması lazım." Yani Icardi'yi sahada tutun ki paslansın, pardon, parlasın demek istedi herhalde. Kaptanlığı da cabası, Muslera'dan sonra ona emanet edilmiş bayrak. Demek ki hoca ona acayip güveniyor, "bırakın adam rahat etsin" diyor.
Kısacası, Okan Hoca'ya göre bu "sözleşme" muhabbeti, dış mihrakların Galatasaray'ı karıştırma operasyonunun bir parçası! Icardi ve hatta Osimhen (ki o bambaşka bir mevzu) üzerinden yapılan bu provokasyonlara karşı taraftarları uyarıyor: "Sakın kanmayın, takımınıza güvenin!" Vallahi kahvede ben bu kadar büyük komplolar kursam, arkadaşlar "Akşam ne içtin sen?" diye sorar. Ama hoca ciddi ciddi "Çok büyük provokasyon var!" dedi. Sanki sadece bir haber değil, uluslararası bir kriz konusu... Neyse, biz de Okan Hoca'nın sözüne güveniriz artık. Bırakalım Icardi'yi, gollerini atsın, hocası da rahatlasın, biz de keyfimize bakalım. Yoksa bu provokasyonlar yüzünden çayımız soğuyacak!