Ah be Alex'im, Fenerbahçe'deki o efsanevi frikiklerin, jeneriklik pasların sahibi güzel abimiz... Ne işin var senin Brezilya Serie B'de Operario diye bir takımın başında, hem de hoca olarak? Belli ki teknik direktörlük, topu çatala yollamak gibi kolay değilmiş. Adamım, senin takım Operario, Novorizontino deplasmanında 3-0 mağlup olmuş, üst üste dördüncü kez sahadan boynu bükük ayrılmışsın. Vallahi topu ağlara göndermekten çok, topun kendi kafana gelmesi gibi bir durum olmuş senin için! 13. sıraya düşmüşler, puanlar desen 39'da kalmış. Yani öyle pek de "Kral geri döndü!" havaları yok sanki şu an.
Ama asıl kahve muhabbeti burada başlıyor ahbap! Maç 0-0 devam ederken, 49. dakikada bir penaltı kazanmış senin Operario. Tamam, gol atsak belki maç döner, umut yeşerir diye düşünüyorsun. Efsane Alex kenardan yırtınıyor, "Boschilia atacak ulan!" diye sesleniyor (tabii ki biraz daha kibarca). Ama senin Ademilson denen topçu, "Yok ya, top bende, ben atıcam!" modunda, tüm talimatları es geçip topun başına geçiyor. Ee sonuç? Tabi ki dağlara taşlara! Penaltı kaçmış, Alex'in beyninden dumanlar çıkmaya başlamış bile. İşte o an, maçın gidişatı falan hikaye, Alex'in içindeki "Lanet olsun böyle işe!" sesi yükselmiş.
Maç bitmiş, Alex basın toplantısında resmen ateş püskürüyor. "Benim sözüm geçmiyor mu ulan sahada?!" dercesine (yine biraz daha kibarca) "Penaltıyı Boschilia atacaktı, bunu defalarca söyledim, bağırdım, hatta devre arasında konuşmuştuk!" diye feryat figan etmiş. Yani resmen Ademilson'u hedef gösterip, "Bu mağlubiyet Ademilson'un günahı, bireysel karar hatası yüzünden maç elimizden gitti!" diye haykırmış. Haklı mı? Eh, 0-0'ken o penaltı girseydi kim bilir maçın seyri nasıl değişirdi. İşte görüyorsun, teknik direktörlük böyle bir şey; bazen topçular senin elini kolunu bağlıyor, sen de kenarda "Ah Alex ah..." diye iç çekmek zorunda kalıyorsun. Penaltıyı atamayanın değil, attıramayanın dramı yaşanmış Brezilya'da resmen!