Kim derdi ki Göztepe'den bir futbolcu, Almanya'nın 'golcü fabrikası' Leipzig'e tam 20 milyon Euro'ya transfer olup, kulübün kasasına tarihinin en büyük rekorunu koyacak? Romulo kardeşimiz yapmış yapacağını, üstüne bir de 'beklediğimden daha iyi bir başlangıç' yorumuyla bizi şaşırttı. Sanki Türkiye'den değil de, mahalle takımından Bundesliga'ya gelmiş gibi bir şaşkınlık bu. Gerçi yedek kulübesinden başlayıp sonra ilk 11'e yerleşmiş, 6 maçta 2 gol 1 asistle iyi iş çıkarmış, helal olsun. Demek ki o 20 milyon boşa gitmemiş!
Meğer bu transferin arkasında ince bir strateji varmış. Romulo, Athletico Paranaense'de sakatlıklar yüzünden yokuş aşağı gitmeye başlayınca, kendine yeni bir sayfa arayışına girmiş. Tam da o noktada "Bir Türk takımına giderek geri adım atıyorsun" diyenlere inat, Göztepe'yi seçmiş. Ne geri adımı canım, bildiğin slalom yaparak ileriye gitmiş adam! Göztepe'nin Southampton'la aynı şirketten olması da tesadüf değilmiş ha, resmen Avrupa'ya açılan gizli bir kapı olarak görmüş Göztepe'yi kerata. Orada oynadı, özgüven tazeledi, tıpkı bir filmdeki gibi üç yıl içinde yedek forvetten Bundesliga ilk 11'ine zıplamış. Proje dediğin de böyle olur zaten, tebrik etmek lazım kurnazlığı!
Peki, Leipzig'e gelirken kimleri eledi dersiniz? Zenit'i ve Fulham'ı! Romulo resmen 'Zenit'in parası pulu beni kesmez, Rusya pazarında ne işim var benim?' demiş, Fulham'a da herhalde 'Leipzig gibi golcü fabrikası dururken size mi geleyim?' diye yol vermiş. Tercihini hep hücumcu yetiştiren Leipzig'den yana kullanması da zekasının göstergesi. Bir de Almanya ile Türkiye futbolu arasındaki farkları sormuşlar. Romulo da kibarca "yatırım, kalite, yoğunluk" gibi şeyler demiş. Yani demek istiyor ki: "Abi burada topu her aldığımızda canımız çıkıyor, bizim ligde biraz daha yavaş takılıyorduk sanki, neyse çaktırmayın!" Haklı çocuk, Almanya bambaşka bir seviye.