Arkadaşlar, masada oturduk maçları konuşuyoruz, Dünya Kupası elemelerinde ne sürprizler oluyor bir bilseniz! Hani şu haritada zor bulduğumuz, hava durumu bültenlerinde 'şu adacıklarda hava hep kapalı' diye geçtiğimiz Faroe Adaları var ya, hah işte onlar, 'Biz de varız!' diye bir çıktı sahneye. Üst üste iki galibiyet aldılar, biri Karadağ'ı 4-0 yenmek, diğeri Çekya'yı 2-1 devirmek! Sanırsın Messi gelmiş Faroe Adaları forması giymiş. Adamlar resmen 'Biz de futbol oynamayı biliyoruz!' demiş, turnuva şansını son maça kadar taşıdılar. Kim demiş küçük adalar sadece balık tutar diye, bakın ne güzel top da deviriyorlar.
Şimdi bu abiler son maça kaldı ama mesele sadece kazanmak değil, maalesef futbolda hep bir 'ama' vardır. Faroe Adaları deplasmanda lider Hırvatistan'a gidiyor, yani neredeyse 'Git Real Madrid'i yen gel' demekle eşdeğer. Bir de yetmiyor, Çekya'nın da son sıradaki Cebelitarık'a takılması lazım. Hani Çekya, Cebelitarık'a puan kaybedecekmiş... Şampiyonlar Ligi'nde bizim takımın yarı final oynaması daha olası, kusura bakmasınlar! 16 puanlı Hırvatistan, 14 puanlı Çekya ve 12 puanlı Faroe Adaları var. Faroe'nin mucizeye inanması değil, resmen kutsal kitaptan bir sayfa bulması gerekiyor, ama kim bilir, belki de o sayfa bu maçtaydı!
Bitmedi bitmedi! Bir de Karayipler'den bir ses geldi, 'Biz de buradayız!' diye. Hani şu Hollandalı tecrübeli kurt Dick Advocaat var ya, bildiğin bizim sarı saçlı amca, gitmiş Curaçao'nun başına geçmiş. Kim derdi ki Advocaat, emekliliğinde plajda hindistan cevizi suyu içmek yerine Karayipler'de takım çalıştıracak? Adam 3 maçta yenilgisiz lider yapmış Curaçao'yu, 7 puanla zirvedeler. 'Bana fark etmez, ister Hollanda olsun ister Curaçao, top topdur!' demiş sanki. İlk kez Dünya Kupası'na gitme veya play-off oynama şansları var. Demek ki sadece sıcak iklimlerde top koşturmak yetmiyor, Advocaat gibi bir taktisyen de lazım. Helal olsun ona da, bize de geyik muhabbeti çıktı işte!