Yönetim Kavga Eder, Tribün İki Kat Bağırır: Prenslikte İşler Böyle Yürür

Yayın Tarihi: 04.11.2026 06:40
Ana Sayfa Haberler Yönetim Kavga Eder, Tribün İki Kat Bağırır: Prenslikte İşler Böyle Yürür

SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.

Başlık Prens böyle istedi diyor, içerik ise malum ezberi tekrarlıyor: Taraftarın sevgisi takıma, futbolcunun teri armaya ve formaya. Bir de zorlu maç öncesi yönetimde kavga çıktığı anlatılıyor. Taraftara bir bağıracaksan iki bağır, futbolcuya da sahada bir fazla koş deniyor.

Haberin en dürüst yeri de sonu: Devamı için tıklayınız. Türk spor yazarlığının yıllardır bitmeyen dizisi bu. Olayı üç cümlede anlat, heyecanı kursağında bırak, gerisini meraka havale et. Tıpkı bakkalın veresiye defterini yarım kapatması gibi, ne yazdığı belli ama tamamını görmek için tezgaha eğilmen lazım.

Zorlu maç öncesi yönetim kavgasına ise artık kimse şaşırmıyor. Bizde gelenek budur; önemli maçtan önce ya yönetim kavga eder, ya prim krizi çıkar, ya da birisi çıkıp birlik beraberlik pozu verir. Düğünden bir gece önce halı için kavga eden aile gibiyiz. Herkes çok gergin, herkes çok haklı, ertesi gün yine aynı masada göbek atılacak.

Taraftara düşen görev de belli: Bir bağıracaksan iki bağır. Türk tribün matematiği zaten yıllardır böyle çalışır. Elektrik faturası iki kat gelince kombiyi kısmak yerine battaniyeye sarılmak gibi. Yönetim kavga eder, teknik direktör kaşlarını çatar, taraftar ses tellerini ipotek ettirir. Sonra da kısık sesle işe gidip toplantıda fısıldar: Dün çok bağırdım, idare edin.

Futbolcuya biçilen rol daha net: Teri armaya, mücadelesi formaya. Sanki ter bankaya yatırılan döviz, arma da kasa. Kimse çıkıp da kardeşim bu terin bir kısmı da maaşadır demiyor. Formanın kutsallığı tamam da, o formayı terletmenin karşılığında ıslak tişörtle soyunma odasında oturmak var. Duşun sıcak suyu bile bazen yönetimin barışmasına bağlı sanırsın.

Gelelim prens meselesine. Prens böyle istedi denince insan ister istemez kendini orta çağda hissediyor. Taktik tahtası değil ferman, kamp kadrosu değil maiyet. Hoca başka oynamış, prens başka istemiş gibi bir hava. Oysa bizde her mahallenin bir prensi vardır; kimi tribünde bayrak sallar, kimi sosyal medyada kadro kurar, kimi de halı saha maçında tacını takmış gibi top keser.

İşin komiği bu düzen gündelik hayata da birebir uyuyor. Apartman toplantısında yöneticiyle kapıcı kavga eder, faturayı ödemesi gereken yine asansörü bekleyen gariban olur. Evde anneyle baba tartışır, arada kalan çocuk bulaşığı iki kat yıkar. Futbol da böyle: Yukarıda bir gürültü kopar, aşağıda taraftar boğazını, futbolcu ciğerini patlatır. Adalet dediğin tribünde tezahüratın desibeli kadardır.

O yüzden formül basit ve asla eskimez. Sevgi taraftardan, ter futbolcudan, kavga yönetimden, merak da okurdan. Herkes elindekini ortaya koyuyor. Sezon sonu şampiyonluk gelirse hepimizin eseri, mağlubiyet gelirse zaten prens böyle istemişti. Alkışlar takıma, ter armaya, tıklanma da habere kalıyor. Bundan daha adil bir paylaşım icat edilmedi.

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış spor mizahı. Mizahi yorumlar gerçek açıklama veya yeni haber bilgisi değildir. Kaynak: A Spor

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş WhatsApp'ta Paylaş