SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 4. haftasında LASK Linz, sahasında Slovan Bratislava'yı 4-0 mağlup etti. Jorgensen ve Adeniran'ın ikişer gol attığı maçta konuk ekip, dördüncü haftayı da puansız kapattı.
Avusturya'da misafirperverlik diye bir kavram varmış, LASK'lılar onu belli ki biraz yanlış anlamış. Normalde misafire çay koyarsın, börek uzatırsın, bunlar ilk düdükten itibaren gol uzatmaya başladı. Slovanlı futbolcular daha stadın atmosferine bakamadan skor tabelası değişmeye başlamıştı bile.
Tribünde de tam bir orta Avrupa disiplini vardı. Bizde olsa 2-0'dan sonra davulcu coşar, çekirdek çıtlatma hızı iki katına çıkar, yan tribündeki amca hakeme soy ağacı okumaya başlar. Linz'de herkes gayet sakin, atkısını düzeltip içeceğini yudumluyor. Adamlar için 4-0, bizim mahallede pazardan dört kilo elma almışsın gibi sıradan bir akşam aktivitesi.
Gecenin menüsünde ise ikişer porsiyon Jorgensen ve Adeniran vardı. Biri atıyor, diğeri durur mu, o da atıyor. Resmen pastanede sıra bekleyen iki arkadaş gibi önce sen al abi, yok abi önce sen al nezaketiyle golleştiler. Savunmayı o kadar rahat geçtiler ki bir ara Slovan defansının kenara çekilip buyurun siz geçin dediğini düşünmeye başladım.
Slovan Bratislava cephesinde ise durum, yanlış otobüse binmiş yolcunun her durakta inmek istemesine benziyor. Dördüncü maç, dördüncü hüzünlü dönüş yolculuğu. Bavulu topla, havaalanına git, bir sonraki deplasmanda yine aynı Şampiyonlar Ligi müziğini duy, yine aynı şekilde el salla. Avrupa tecrübesi deyince akla hep zafer gelmez, bazen de düzenli olarak gol yiyip kibarca teşekkür etmek gelir.
4-0'lık skor da tam bir ay sonu banka bildirimi gibi. İlkinde şaşırırsın, ikincisinde yutkunursun, üçüncüsünde eşe dosta bakarsın, dördüncüsünde artık telefonu sessize alıp hayatına devam edersin. Slovan kalecisi için de öyle olmuştur. İlk golde arkadaşlarına baktı, ikinci golde gökyüzüne baktı, üçüncü ve dördüncüde artık topa bile bakmamıştır, kendisini çok iyi anlıyorum.
İşin garibi, Şampiyonlar Ligi böyle bir yer. Hafta içi Avrupa'nın ışıltılı sahnesindesin, hafta sonu ligde sıradan bir maça çıkıyorsun. LASK için bu galibiyet muhtemelen kahvaltıda ekstra kruvasan demek. Slovan için ise pazartesi sendromunun perşembeye sarkmış hali. Biri puanları toplayıp gülüyor, diğeri valizine bir mağlubiyet daha sığdırmaya çalışıyor.
Sonuçta Linz tarifeyi uygulamış, Bratislava da fişi alıp gitmiş. Jorgensen ile Adeniran manşetleri kapmış, tribün evine mutlu dönmüş. Futbol bazen böyle acımasız bir komşuluk ilişkisidir, kapını çalarsın, golleri bırakıp gidersin. Slovan'ın tek tesellisi şu olabilir, en azından dönüş uçağında Linz pastası yememişlerdir, çünkü sahada zaten yeterince tatlı yediler.
