SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Trendyol Süper Lig'in 10. haftasında Beşiktaş, Kasımpaşa ile 2-2 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlıların teknik direktörü Vincenzo Italiano maçla ilgili açıklamalarda bulundu. Gecenin manşetine yansıyan özet ise basitti, maçın anahtarı Beşiktaş'taydı.
Türk futbolunda anahtar benzetmesi taktik analizden çok apartman toplantısı ciddiyeti taşır. Anahtar bizdeydi denilince herkes bir rahatlar, sonra aynı anda aynı soru gelir, madem anahtar bizdeydi bu kapı neden hâlâ kapalı. Bu cümle, evin önünde cebini yoklayıp sonra eşini arayan adamın özgüveniyle birebirdir, anahtar vardır ama kapı inatla açılmamıştır.
Beşiktaş tribünü bu dile bayılır ama bir şartla, kapı açılacaksa. Dolmabahçe'de anahtar bizdeydi demek, tezahüratın ortasında cüzdanı düşürüp merak etmeyin para bende demek gibidir. Taraftar hemen etrafına bakar, tamam da hocam o anahtar hangi kapının, kale direğinin arkasındaki küçük kulübenin mi, yoksa üç puanın durduğu çelik kasanın mı. Cevap gelmeyince homurdanma başlar, çünkü tribün soyut anahtar sevmez, somut gol sever.
Hepimizin evinde yaşanmıştır bu sahne, salondaki çekmece açılır, faturalar, eski kumandalar, çalışmayan piller ve tekine bir türlü ulaşılamayan üç ayrı anahtar çıkar. İşte o an herkes çilingir gibi hisseder ama kimse kapıyı açamaz. Beşiktaş'ın 2-2'si de biraz öyle duruyor dışarıdan, anahtar avuçta, kapı karşında, ev sahibi içeriden sesleniyor. Bağırırsın, anahtar bende, içeriden cevap gelir, abi o üst katın anahtarı.
2-2 zaten Türk futbolunun en kaygan skorudur, ne galibiyet coşkusu verir ne mağlubiyet hüznü. Beraberliği alıp soyunma odasına gidersin, iki puan mı kaybettik bir puan mı kazandık sorusu koridorda peşinden gelir. Anahtar bizdeydi cümlesi bu yüzden tam 2-2 cümlesidir, ne kapıyı açmışsındır ne anahtarı kaybetmişsindir. Herkes haklıdır, herkes biraz üzgündür, herkes eve giderken trafikte aynı şeyi düşünür.
İşin bir de İtalyan boyutu var, Vincenzo Italiano'nun ağzından çıkan her taktik cümle bizde nedense bir mutfak benzetmesine dönüşür. Anahtar bizdeydi deyince bile insan makarna suyu kaynadı mı diye merak ediyor, acaba tarif doğruydu da fırın mı bozuktu. Oysa mesele basittir, İtalya'da anahtar zarif bir aksesuardır, Türkiye'de ise ya yedek anahtarı komşuya bırakırsın ya da kapıda kalırsın. Bizim ligde felsefe değil, pratik çözüm işler.
Kasımpaşa deplasmanı da zaten Süper Lig'in o meşhur komşu ziyareti gibidir, çaya gidersin ama bir bakmışsın muhabbet uzamış, çıkamıyorsun. Stadı küçüktür, mesafe kısadır, nasıl olsa hallederiz dersin ve bir anda kendini balkonda sigara içen misafir gibi bulursun. Anahtar cebindedir, doğrudur, ama ev senin evin değildir, kapı da senin kapın değildir. Misafirlikte anahtarın olması sadece eve dönebileceğin anlamına gelir.
Sonuçta Beşiktaş için tablo nettir, puan tablosuna bir puan yazılmıştır, cebe bir anahtar konulmuştur, kapı ise haftaya kalmıştır. Taraftarın istediği şey de çok karmaşık değildir, bir dahaki sefere anahtarın yanında kapının da getirilmesi. Yoksa bu gidişle hepimiz çilingir numarasını ezberleyeceğiz, her maç sonu aynı muhabbeti yapacağız. Anahtar bizdeydi, kapı neredeydi, üç puan kimde kaldı.
