SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Galatasaray'da yönetim tarafında hareketli günler yaşanıyor. İkinci Başkan Metin Öztürk'ün ayrılığının ardından Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu da istifa ettiğini açıkladı. Böylece sarı-kırmızılı kulüpte kısa süre içinde ikinci istifa resmiyet kazanmış oldu.
Türk futbolunda ikincilerin ayrı bir draması vardır. İkinci gol, ikinci sarı kart, ikinci yarı hepsi hikâyeyi değiştirir. İkinci istifa da aynen öyle oldu. Birincisinde herkes gözünü ovuşturup acaba ben mi yanlış okudum derken, ikincisinde işin şakası kalmadığı anlaşıldı. Bizim tribün diline çevirirsek, birincisi tesadüf, ikincisi seri, üçüncüsü olsa fragmanı dönmeye başlar.
Tribünde olsaydı bu durum çoktan bestelenmişti. Ritim aynı olurdu, tempo hiç düşmezdi. İlk istifa ısınma hareketleri, ikinci istifa maçın başlangıç düdüğü gibi karşılandı. Daha dün akşam 4-2-3-1 mi oynasak diye hararetli tartışan sosyal medya, bu sabah bir anda Sportif AŞ'nin görev tanımını, yönetim şemasını ezbere anlatmaya başladı. Herkesin içinde uyuyan bir kongre üyesi varmış, meğer iki bildirimle uyanıyormuş.
Olayın en tanıdık tarafı da peş peşe gelişi. Tıpkı apartman WhatsApp grubundaki ayrılıklar gibi. Önce biri sessizce çıkar, grupta garip bir sessizlik olur. Kimse bir şey yazamaz, herkes birbirini kesiyormuş gibi yapar. Sonra ikinci ayrıldı bildirimi düşer. İşte o an herkes çevrimiçidir ama ortalıkta çıt yoktur. Biri emoji atsa konu kapanacak, ama kimse o cesareti gösteremez.
Kuru ironi sevenler için bulunmaz bir malzeme çıktı ortaya. Normalde istifa haberi bir durgunluk yaratır, burada tam tersi bir hareketlilik yarattı. Kimse yas tutmuyor, herkes yenile tuşuna abanıyor. Çünkü Türk spor gündeminde istifa bir final sahnesi değil, ara sahnedir. Perde kapanmaz, dekor biraz kayar, oyun aynı hızla devam eder. Seyirci de yerinden kalkmaz, çünkü en heyecanlı yerin burası olduğunu bilir.
Bir de taraftarlığın gündelik hayatla müthiş uyumu var. Sabah işe on dakika geç kalan, akşam yönetimin açıklamasının neden on dakika geciktiğini sorguluyor. Evde kumandanın yerini iki dakikada bulamayınca ev halkına sitem eden biz, yönetimdeki iki boş koltuğun üç dakikada dolmasını bekliyoruz. Sabır dediğin şey, transfer döneminde bile bu kadar test edilmemişti. Çay demlenmeden gündem demleniyor artık.
Dışarıdan bakan biri sanır ki Galatasaray'da hayat durdu. Oysa tribün kültürü bilir ki hayat asla durmaz. Yönetimde yaprak kımıldasa taraftarın aklına ilk gelen şey yine aynıdır. Maç saat kaçta, deplasman otobüsü nereden kalkıyor, yeni forma indirime girdi mi. Gündem değişir, unvanlar değişir, koltuklar boşalır ama ritüel değişmez. Atkı aynı atkı, tezahürat aynı tezahürat, heyecan aynı heyecan.
Sonuçta koltuklar boşalır, isimler değişir, unvanlar güncellenir ama Galatasaraylılık aynen durduğu yerde durur. Bugün iki istifa konuşulur, yarın bir idman fotoğrafı düşer, herkes yine ilk on bire, sakat listesine, fikstüre döner. Bu camiada en istikrarlı şey, istikrarsızlık muhabbetinin kendisi. Anlaşılan dizi bir sezon daha uzatılmış, taraftar da çekirdeğini alıp koltuğuna çoktan kurulmuş.
