SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Trendyol Süper Lig'in 10. haftasında Trabzonspor, sahasında Gaziantep FK ile karşı karşıya gelecek. Thomas Reis'in teknik direktörlüğe gelmesinin ardından bordo-mavililer ligde son 4 maçını kazandı. Şimdi Karadeniz ekibinin hedefi Gaziantep FK'yı da yenip 5'te 5 yapmak ve şampiyonluk yarışında emin adımlarla ilerlemek.
Dörtte dört yapan takımın taraftarı olmak, diyete başlayıp ilk hafta üç kilo veren insan gibidir. Aynaya her bakışta kendini fit sanırsın, mutfakta baklavaya savaş açarsın, tartıyla konuşmaya başlarsın. Trabzonspor tribünü de şu an tam o modda: Herkes birbirine göz kırpıyor, herkes fikstürü hesaplıyor, herkes çayını biraz daha şampiyonluk aromalı içiyor.
Elbette bu yükselişin tabelada yazan bir adı var: Thomas Reis. Karadeniz'de Reis kelimesinin boş geçmesi mümkün değildir. Mahallede bir Reis vardır, dolmuşta bir Reis vardır, düğünde horonu başlatan bir Reis mutlaka vardır. Şimdi teknik kulübede de bir Reis var ve tribün doğal olarak bu tesadüfü hayırlı bir işaret saymakta hiç zorlanmıyor.
Beşinci galibiyet isteği de bu yüzden sıradan bir üç puan meselesi değil. Dört galibiyet Trabzon'da sevinçtir, beşinci galibiyet gelenektir. Dört hamsi tava iştah açar, beşincide komşu kapıya dayanır. Üst üste kazanmak, Karadeniz'de horon halkası gibidir, bir kez girdin mi çıkmak ayıp olur, halka genişledikçe davul daha hızlı vurur.
Karşıda ise Gaziantep FK var, yani lige baklava tepsisiyle gelip herkesin diyetini bozan o misafir. Antep takımı bu ligde kimseye kolay kolay ikramda bulunmaz. Deplasmanda kapanır, topu rakibe bırakır, sonra bir bakmışsın kontratakla çayını soğutmuş. Trabzonsporlunun kabusu da budur: Kemençe çalarken bir anda elektriklerin kesilmesi.
İşin tribün tarafı ayrı bir sosyoloji dersi. Son dört maç öncesinde susanlar şimdi konuşuyor, konuşanlar şimdi bağırıyor, bağıranlar şimdiden koreografi planlıyor. Kombinesini devretmeyi düşünen dayı bir anda mahallenin taktik dehasına dönüştü. Halı sahada bileği burkulunca iki hafta ağlayan genç, şimdi üst üste üç deplasmana giderim diye hesap yapıyor. Galibiyet serisi, tribün özgüvenine telefon filtresi gibidir, her şeyi biraz daha parlak gösterir.
Şampiyonluk yarışında emin adımlarla ilerlemek lafı da kulağa kolay geliyor ama Trabzon yokuşlarını bilen bilir. Orada emin adım dediğin şey yağmurda ıslak kaldırımda yürümektir. Bir adım atarsın, iki kere kayarsın, üçüncüde şemsiyen ters döner. Üstelik arkandan rüzgar değil, rakiplerin nefesi geliyordur. Tam bu yüzden 5'te 5 hedefi, düz yolda yürüyüş değil, yokuş yukarı çay kasası taşımak gibidir, alkışı da yorgunluğu da büyüktür.
Sonuç olarak kimse takvime bakmıyor, herkes aynı sorunun peşinde: Horon beş kişiyle mi döner, beş galibiyetle mi? Trabzonspor kazanırsa şehirde pazartesi sendromu iptal olur, esnaf daha güler yüzlü olur, martılar bile biraz daha bordo-mavi uçar. O ihtimal şimdilik kimseyi korkutmuyor, herkes yağmur yokmuş gibi horona devam ediyor. 5'te 5, futboldan çok Karadeniz inadının istatistiğidir, bakalım bu inat Gaziantep savunmasına sökecek mi?
