SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
İtalya Serie A'nın 10. haftasında Milan, sahasında ezeli rakibi Inter'i konuk etti. Dört golün atıldığı derbiyi kırmızı-siyahlılar 3-1 kazandı. Böylece Inter'in ligdeki yenilmezlik serisi de tarihe karıştı.
Açıkçası İtalya'da derbi dediğin şey bizdeki gibi sadece maç değildir, aile yemeğinde dayıyla kavga etmek gibidir. Aynı şehri, aynı makarnacıyı paylaşan iki taraf serin bir akşam birbirine girdi. Milan kazanınca şehirde bir süreliğine kırmızı-siyah giymeyenler azınlığa düştü.
Maç 3-1 bitince skor tabelası da İtalyan operası gibi oldu: bol dramatik, biraz bağırışlı, sonunda herkesin bildiği bir finalle. Üç gol atmak yetmezmiş gibi bir de rakibin yenilmezliğini almak, komşunun balkonuna astığı çamaşırı rüzgârla kendi balkonuna indirmek gibidir. Hem işine yarar hem de hikâyesi yıllarca anlatılır. Inter cephesinde ise o meşhur yenilmezlik serisi, evde misafirliğe saklanan iyi tabaklar gibi özenle korunuyordu. Milan geldi, dolabı açtı ve takımları yere düşürdü.
Tribün kültürü açısından Milano derbisi tam bir akraba kavgasıdır. Aynı apartmanda oturup asansörde selamlaşmayan iki komşu düşünün, 90 dakika boyunca birbirine pankart gösteriyor. Milan taraftarı için 3-1'lik galibiyet, pazarda en taze domatesi kapmak kadar tatlıdır. Inter taraftarı içinse durum, sabah kahvesini şekersiz içmek zorunda kalmak gibidir; alışırsın ama suratın bir süre asık kalır. Üstelik yenilmezlik bozulunca teselli cümleleri de standarttır: Olsun, zaten nazar vardı.
Dört gollü maçlar her zaman taraftarı diyet bozmaya teşvik eder. Gol oldu mu kalkıp bağırırsın, oturunca bir şeyler yersin, ikinci golde çay demlersin, üçüncüde çekirdek biter. 3-1 gibi skorlar da tam kahvehane skorudur; anlatan her seferinde bir gol eklemek ister ama edemez çünkü tabelada yazıyor. Bu sefer abartıya gerek yok, zaten yeterince gürültülü. Hele bir de bu iş haftanın onuncu haftasında olursa, ligin geri kalanı için dedikodu malzemesi garanti demektir.
Milan açısından bakınca bu galibiyet, kışın kombiyi açıp ilk sıcaklığı hissetmek gibidir. Isınırsın, rahatlarsın, fatura sonra düşünülür. Inter'i yenmek sadece üç puan değil, bütün şehirde bir hafta boyunca bedava selamlaşma hakkıdır. Fırıncı bile sana farklı bakar, otobüs şoförü aynadan göz kırpar. Kırmızı-siyahlı taraftar o akşam eve giderken navigasyona bile gerek duymamıştır, sevinç zaten yolu gösterir.
Inter tarafında ise hava biraz pazartesi sendromu gibidir. Yenilmezlik serisi varken herkes sırtını yaslar, seri gidince sandalye bir anda gıcırdamaya başlar. Aslında 3-1 yenilmek dünyanın sonu değildir; evde Wi-Fi kesilmesi gibidir, sinir bozucudur ama modemi kapatıp açınca hayat devam eder. Sorun şu ki derbide modemi kapatıp açan taraf genelde komşu olur. Inter şimdi kalan haftalara bakıp bu mağlubiyeti kanepe altındaki bozuk para gibi bir kenara koyacaktır, lazım olunca çıkarır.
Sonuç olarak Milano'da haftanın kazananı belli: Milan üç golle hem derbiyi aldı hem Inter'in yenilmezlik ceketine bir düğme daha dikilmesine engel oldu. Serie A'da onuncu hafta geride kalırken bu 3-1, uzun süre kahve muhabbeti olarak ısıtılıp ısıtılıp içilecek. Çünkü derbi yenilgisi unutulur ama derbi galibiyeti, dedenin askerlik anısı gibi her sofrada yeniden anlatılır. Ve bu sefer anlatacak çok şeyi olan taraf kırmızı-siyahlılar.
