SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
İngiltere Premier Lig'in 9. haftasında Aston Villa ile Fulham karşı karşıya geldi. Maç 1-1 berabere bitti ve iki takım da haftayı birer puanla kapattı.
Tam anlamıyla İngiliz usulü bir uzlaşma çıktı ortaya. Ne kavga var ne gürültü, tam çay saatinde kapıyı çalıp şekeri alıp giden komşu nezaketi. Villa da mutlu değil, Fulham da mutsuz değil, herkesin yüzünde o meşhur pazartesi sendromuna bağlanacak tatsız bir tebessüm. Premier Lig'de bazen kazanmak için değil, kaybetmemek için dua edildiğini bir kez daha gördük.
1-1 dediğin skor, futbolun en medeni yalanıdır. Kimse yenilmemiştir ama kimse de sevinememiştir. Tıpkı halı sahada maç bitip kalenin önüne çöken o arkadaş grubu gibi: Biri su istiyor, biri kramp girdi diyor, biri de zaten ciddi oynamadık abi diye olayı kapatıyor. İstatistikçiler deftere bir puan yazıyor, taraftar kalbine koca bir eh işte.
Tribünde olmak da ayrı bir mesele. Bilet almışsın, atkını takmışsın, yağmurda ıslanmışsın, dönüşte tren kaçmış, eve geç kalmışsın ve sonuç 1-1. Eve gidip eşine dostuna ne anlatacaksın? Güzel mücadele vardı demek, evliliğini kurtarmak için iyi yemek yapmıştım demek gibi bir şey. Herkes inanmak istiyor ama kimse tam inanmıyor. Beraberlik, tribüncünün cüzdanından çalıp anı defterine sahte mutluluk yazan yankesicidir.
Aston Villa tarafı için durum, dolapta baklava varken diyet bozmamak gibi. Yiyemiyorsun ama kokusu mutfağı sarmış. Fulham tarafı için ise misafirliğe gidip tam sevdiğin koltuğa oturmak gibi. Rahatsın ama ev sahibi değilsin. İki takım da puan tablosuna bakıp hesap yapıyor, hesap makinesinde hep bir eksik çıkıyor. Matematik yalan söylemez ama 1-1 her zaman biraz bahane gibidir.
Premier Lig'in güzelliği de burada zaten. Dünyanın en gösterişli vitrininde en sıradan sonla karşılaşıyorsun. Taktik tahtaları, analiz masaları, koşu mesafeleri falan derken sonuçta herkesin mahalle turnuvasında gördüğü o kutsal yazı beliriyor: Yenişemediler. Sanki iki şef saatlerce uğraşıp ortaya sadece menemen çıkarmış gibi. Emek var ama mide yine de gurulduyor.
Kalan haftalar için iki taraftar grubunun da cebinde aynı teselli var: En azından yenilmedik. Bu cümle, futbolun geçmiş olsunudur. Ne yarayı kapatır ne de sevinci büyütür ama sohbeti devam ettirir. Kahvede, iş yerinde, aile grubunda herkes puan durumunu açıp aynı şeyi mırıldanır. Bir puan iyidir, üç puan olsaydı zaten bu kadar konuşmazdık.
Sonunda tablo net: Aston Villa ile Fulham yenişemedi, 1-1 ile herkes evine dağıldı. Futbol bazen böyle nazik bir beraberlik atar ortaya, kimse ağlamaz ama kimse de halay çekmez. Haftaya yine aynı heyecanla ekrana kilitleneceğiz, çünkü biliyoruz ki bu ligde en sıkıcı görünen maç bile bir sonraki muhabbetin malzemesidir. Beraberlik, futbolun ara öğünüdür; doyurmaz ama idare eder.
