SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Bundesliga'nın 8. haftasında Stuttgart, deplasmanda Bayer Leverkusen'i 4-2 mağlup etti. Bu sonuçla Stuttgart puanını 9'a çıkardı, Leverkusen ise 13 puanda kaldı. Stuttgart, 3 Kasım Salı günü UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray ile deplasmanda karşılaşacak.
Takvime bakınca insanın içinden ister istemez şunu demek geliyor: Tam da şimdi mi coşmak zorundaydınız? Galatasaray taraftarı salı gününü takvimden silip çarşambaya bağlamayı düşünürken, Stuttgart çıkıp deplasmanda dört gol atmış. Bu, sınavdan bir gün önce rakibinin kütüphaneden çıkarken gülmesi gibi bir şey. Morali bozmaz ama bir tedirgin eder.
Tribün kültüründe bunun adı bellidir: Yorumlanamaz skor sendromu. Rakibin 4-2 yenmesi de dert, 0-0 berabere kalması da dert. Yenerse eyvah formda geliyorlar, yenilirse eyvah bize patlayacaklar. Taraftar dediğin zaten meteoroloji gibidir, her ihtimale karşı şemsiyeyi açar. Stuttgart dört atmış diye sevinemiyoruz, Leverkusen iki atmış diye de rahatlayamıyoruz.
Olayı gündelik hayata çevirelim. Misafirliğe gideceğiniz evin alt kat komşusu, sizden bir gün önce koca bir tepsi baklavayı tek başına bitirmiş. Şimdi siz o eve tatlı götürecek misiniz, yoksa diyet bahanesine mi sığınacaksınız? Galatasaray'ın durumu biraz bu. Deplasman dediğin zaten başlı başına misafirliktir, ayakkabıyla mı girilir terlikle mi karşılanır belli olmaz.
Puan tablosu da ayrı bir mizah dergisi. Stuttgart 9 puanda, Leverkusen 13 puanda kalmış. Biri alt sıralardan yukarı el sallıyor, diğeri üst sıralarda çayını yudumlarken aşağı bakıyor. Bizim tribün ise puana değil psikolojiye bakıyor. Dokuz puanlık takımın dört gol atması, cüzdanda az para varken pazarda en lezzetli domatesi bulmak gibidir. Beklemezsin ama bulunca da tedirgin olursun, acaba bir bit yeniği mi var diye.
Bir de skorun kendisi var: 4-2. Ne temiz bir galibiyet, ne de ucuz bir kaza. Tam tribünde anlatmalık skor. Üç olsa klasik, beş olsa abartı. Dört-iki, deplasmanda atılmış üstelik. Yani hem savunma arkasına atılan toplar kadar açık, hem de son dakikada yenen golle gelen o iç çekişi barındırıyor. Leverkusen taraftarı muhtemelen eve erken gitmiştir, Stuttgart taraftarı ise dönüş otobüsünde şarkı listesini bitirememiştir.
Şampiyonlar Ligi faktörü işi daha da büyütüyor. Salı günü, deplasman, Alman disiplini ve dört gollü bir prova. Kulağa korkutucu geliyor, çünkü kulağa her şey korkutucu geliyor. Şampiyonlar Ligi müziği çalmaya görsün, en sakin taraftar bile evde diziliş ezberlemeye başlar. Stuttgart şimdi bu moralle gelecek diye düşünmek, hava durumuna bakıp şimdiden üşümek gibidir. Maç daha oynanmadı ama atkılar şimdiden boyna dolandı.
Sonuçta tablo net: Stuttgart Leverkusen'i devirdi, puanlar yazıldı, takvim yaprağı 3 Kasım'a doğru süzülüyor. Bizde hesap basit, sahaya çıkmadan maç kazanılmıyor, deplasmanda gol atmadan tur hayali kurulmuyor. O güne kadar yapılacak en akıllıca iş, çayları tazeleyip tribün gırtlağını ısıtmaya başlamak. Gerisi zaten her zamanki gibi, top yuvarlak ve salı günleri her zaman biraz uzundur.
