SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Almanya Bundesliga'nın 8. haftasında Bayern Münih sahasında Borussia Dortmund'u ağırladı. Dört golün çıktığı dev buluşma 2-2 eşitlikle sona erdi ve Der Klassiker'de kazanan çıkmadı.
Açıkçası bu maç öncesi herkesin beklentisi belliydi: Bayern evinde makine gibi basacak, Dortmund gençlik aşısıyla kontra yapacak, biz de çekirdeğimizi alıp taktik tahtası yerine fal bakar gibi ekrana bakacaktık. Nitekim öyle oldu, iki takım da kazanmak için değil adeta kaybetmemek için birbirini ikna etmeye çalışan iki kiracı gibiydi. Biri mutfağı, biri banyoyu kullanıyor ama kimse ev sahibi gibi davranamıyor.
2-2 zaten futbolun en kararsız skoru değil midir? Ne yenildim diyebilirsin ne yendim. Tıpkı pazar günü akrabalarla yapılan mangal gibi, herkes et yediğini sanıyor ama aslında duman solumuş. Bayern taraftarı eve dönerken biz üstündük diyor, Dortmund taraftarı iki gol attık deplasmanda diyor, tarafsız izleyici ise dört gol izledim kardayım deyip iki tarafın da sevincine ortak oluyor. Üç mutlu, sıfır mesut bir tablo.
Tribünde de durum sahadan farksızdı. Bayernliler her atağı opera aryası ciddiyetiyle izleyip golde bir anda düğün halayına bağlandı, Dortmundlular ise Sarı Duvar'ı Münih'e valizle taşımış gibiydi. Tezahüratlar o kadar gürültülüydü ki yan hakemin bayrağı bile rüzgardan değil desibelden sallanmış olabilir. Bir ara stadyumda o kadar çok atkı sallandı ki yukarıdan bakınca saha, iki renkli bir çamaşır ipine benzemiş olmalı.
Hele skor 2-2'ye geldikten sonraki bölüm tam bir ev ekonomisi dersiydi. İki takım da elindeki bir puanı koltuğun altına sıkıştırmış yaşlı teyze gibi korudu, aman bir gol daha yemeyelim de haftaya mahalleye rezil olmayalım tavrı hakimdi. Kenardaki görüntü de evde misafir varken çocuğuna gözüyle dur yap diyen baba gibiydi, bağırmak istiyor ama komşular ne der diye kendini tutuyor.
Sosyal medyada ise klasik derbi matematiği çalıştı. Bayernliler evimizde iki gol attık diye övündü, Dortmundlular deplasmanda iki gol attık diye övündü. İki taraf da puan tablosuna bakıp şampiyonluk hesapları yapıyor ama daha sezonun başındayız, bu hesapla markete gitsen poşet bile alamazsın. Herkes geleceğe yatırım yapıyor, bugünü kimse üstlenmiyor.
İşin komiği, 2-2'lik beraberlikten en çok kârlı çıkan yine Bundesliga'nın diğer takımları oldu. Zirve yarışındaki herkes çekirdeği bırakıp hesap makinesine sarıldı, oh ikisi de puan kaybetti diye sevinen üçüncü komşu sendromu yaşandı. Alman disiplini diye diye öğündüğümüz ligde iki disiplinli takımın aynı anda disiplinsizce sevinememesi de ayrı bir ironi. Kurallara uy, plan yap, sonra gel kendi evinde iki iki berabere kal.
Sonuç olarak Münih'te kimse üzülmedi ama kimse de hava atamadı, tam bir Alman usulü uzlaşma çıktı ortaya. Gol yağmuru var, kavga yok, kazanan yok, herkes evine bir puanla ve iki golün hikayesiyle döndü. Bu derbi bize şunu öğretti: Bazen futbol kazanmak için değil, pazartesi sabahı iş arkadaşına anlatacak malzeme biriktirmek için oynanır. Ve bu açıdan bakınca 2-2, anlatacak hikayesi en bol skor.
