SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Çorum FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, Erzurumspor FK galibiyetinin kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. Yaptığı açıklamada sürecin değerine dikkat çekti. Cümlesini de Türk futbolunun klasik anayasasıyla mühürledi: “Ayaklarımız yere basacak. Güzel bir süreç yakaladık.”
Türk futbolunda bir galibiyetten sonra söylenebilecek en güvenli cümle yine kuruldu. Ne şampiyonluk ilan edildi ne de havlu atıldı. Ayaklar yere basıyor, süreç yakalanmış, ortam tamamen TSE damgalı. Sanki galibiyet değil de noter onaylı bir huzur ortamı yaşanmış gibi. Üç puan cepte, hava güneşli ama kimse montu çıkarmıyor.
Çünkü bu ligde üç puan almak, sevinmekten çok sevinmemeyi yönetme sanatıdır. Bir hafta uçarsın, ertesi hafta uzun bir yolculukta cam kenarında hayatı sorgularsın. O yüzden teknik direktörlerin ayakları yere basma uyarısı, taktik değil tamamen yerçekimine duyulan saygıdır. Newton bile bu ligi izlese elmayı bırakıp puan cetveline bakardı.
Çorum tribünü bu temkinli sevinci ezbere bilir. Maç bitiminde halay çekmek isteyip önce puan durumunu kontrol eden tek taraftar grubudur belki de. Davulcu bile tokmağı yere daha sağlam vurur, aman nazar değmesin diye. Çünkü herkes bilir ki bu ligde erken havaya giren, dönüşte rötarlı uçağın koridorunda ayakta bekler. Hatta sevinç bile taksitle yaşanır: Bir taksidi bu hafta, kalanı milli aradan sonra.
Bir de şu meşhur süreç meselesi var. Güzel bir süreç yakaladık denilen şey, Türk futbolunda asla açıklanmayan ama herkesin bildiği o gizemli pakettir. İçinde biraz form, biraz fikstür şansı, biraz da soyunma odasında çayların zamanında gelmesi vardır. Kimse sürecin ne kadar süreceğini, kaç kullanımlık olduğunu bilmez. Ama yakalanmışsa bırakılmaz, iki elinle tutarsın.
Erzurumspor FK galibiyetinin çok önemli olması da ayrı bir gerçeklik katmanıdır. Bu ligde her galibiyet çok önemlidir, çünkü üç puanın küçüğü büyüğü yoktur. Rakip formda mıydı, hava mı sertti, fark etmez. Önemli olan kazanmaktır ve kazanınca da bunu abartmadan, sanki sadece komşuya çaya gitmişsin gibi anlatmaktır. Tıpkı maaş günü gibi, gelmesi güzel ama ertesi gün kiralar hatırlatılır.
Burak Yılmaz’ın durumu da teknik direktörlükte stajyer heyecanını çoktan atlatmış bir ciddiyet taşıyor. Eskiden ceza sahasında ayaklarının yere basmasına gerek yoktu, röveşataya kalkardı. Şimdi ise bütün ayakları yere bastırmaya çalışıyor. Forvetken gökyüzüne bakıyordu, hoca olunca zemine bakıyor. Kariyer dediğin şey meğer parke değişimiymiş.
O yüzden Çorum’da şimdilik herkes mutlu ama kontrollü mutlu. Sevinç kısık ateşte, beklentiler düdüklüde değil. Ayaklar yere basıyor, gözler fikstürde, eller süreçte. Bu denge bozulmazsa sezon sonu herkes aynı cümleyi daha yüksek sesle kurabilir. Çünkü Türk futbolunda mutluluk, komşunun sesini duymadan gülmek gibidir. O güne kadar tavsiye basit: Kemerleri bağlayın, ayakları yere bastırın, süreci kimseyle paylaşmayın.
