SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Süper Lig'de 10. haftaya geldik ve Kocaelispor ile Çaykur Rizespor kritik bir mücadelede karşı karşıya geliyor. Körfez'de oynanan bu randevu iki takım için de tabloda nefes alma maçı olarak görülüyor. Maçın heyecanı anbean canlı takiple izlenebiliyor.
Ligin 10. haftası demek, sezonun artık o flört evresinin bitip ciddi konuşalım evresine geçilmesi demek. İlk haftalardaki bu takım uçar, şu hoca filozof heyecanları sönmüş, artık herkes birbirinin ne yediğini biliyor. Özellikle alt ve orta sıralarda gezenler için her maç kritik, her puan altın, her deplasman otobüsü sanki uzun bir hac yolculuğu. Kocaelispor ile Rizespor'un buluşması da tam o defterin ortasına atılmış çay bardağı izi gibi duruyor.
Bir tarafta Körfez tribünü var, öyle bir kitle ki İzmit'te vapur düdüğüyle tezahürat temposu tutturabilir. Maçtan üç saat önce stat çevresinde pişmaniye kokusuyla ızgara köfte dumanı birbirine girmiş, herkes teknik direktör olmuş. Diğer tarafta Rize tarafı, çayını termosuna koymuş, atkısını takmış, yağmura zaten doğuştan dayanıklı. Onlar için deplasman dediğin, rakibi sahada tavaya getirme operasyonu gibidir, sessiz ama planlı.
Ve bu kritik maçı canlı takipten izlemek başlı başına bir modern tribün ayini. Sayfayı her otuz saniyede yenileyen adam ile balkonda çamaşır asarken kulağı telefonda olan teyze aynı stresi yaşıyor. Pozisyon kaçtı diye ekrana bakıp ah çekenler, kadroları daha ezberleyememiş ama hakeme çoktan notunu vermiş olanlar var. Canlı anlatımdaki top orta sahada dolaşıyor cümlesi bile insanı evde kaybolan kumanda gibi geriyor, o top bir türlü bulunamıyor.
Aslında bu maçlar ev ekonomisi gibi. Kocaelispor ev sahibi avantajıyla mutfakta soğanı kavuruyor, kokuyu bütün apartmana yayma peşinde. Rizespor ise misafir ama eli boş gelmemiş, çayı da şekeri de yanında getirmiş, ben ikramımı kendim yaparım diyor. İkisi de biliyor ki Süper Lig'de kira günü gelmeden faturayı ödemek lazım. Erken rahatlayan, ay sonunu rahat getirir, gerilen hesap kitap yapmaya başlar.
Saha içini düşününce işler daha da eğlenceli. Her iki takım da koşacak, basacak, kanatları kullanacak, duran toplarda uzunları öne gönderecek, çünkü başka çare yok. Modern futbol dediğin şey zaten pazarda tezgah seçmeye benzemiş, herkes en diri topu almaya çalışıyor ama sonunda poşet yırtılabiliyor. Bir uzun top, bir sekip düşen karambol, bütün planı pazartesi kahvesindeki yan masanın dedikodusuna çevirebilir.
Tribünde ise felsefe başka işliyor. Beşinci dakikada homurdanmaya başlayan amca ile altıncı dakikada sabır beyler daha çok erken diyen genç aynı çekirdek poşetine uzanıyor. Telefonundan canlı istatistiğe bakıp topla oynama yüzdesiyle moral bulan dayı, yanındaki arkadaşına bak top bizde korkma diyor. Top rakibe geçince aynı dayı verin gitsin, biz zaten top sevmiyoruz moduna geçiyor. Bu hızlı duygu değişimini ancak borsa ekranı ya da düğünde korna çalan damat arabası açıklayabilir.
Günün sonunda bu bir Körfez akşamı ile Karadeniz inadının aynı sahada çarpışması. Kimse kimseden üstün değil, herkes yorgun, herkes umutlu, herkes kendi mahallesinin bakkalında maç sonu konuşmasını çoktan hazırlamış. Kocaelispor ve Çaykur Rizespor için 10. hafta kritik olabilir ama tribün için her hafta kritik, her hafta düğün, her hafta cenaze. O yüzden çayınızı tazeleyin, sayfayı açık tutun, çünkü bu ligde en garanti şey hiçbir şeyin garanti olmaması.
