SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
İspanya La Liga'da liderliğini sürdüren Barcelona, 11. haftada Deportivo Alaves ile karşı karşıya geliyor. Taraftarın gündemi ise şimdiden klasikleşti: Bu Barcelona-Alaves maçı ne zaman, saat kaçta ve hangi kanalda canlı yayınlanacak?
Çünkü bizde maçtan önce topun santraya konması değil, kumandanın kime verileceği konuşulur. Daha fikstür açıklanır açıklanmaz binlerce kişi aynı anda arama motoruna aynı cümleyi yazar, internette küçük çaplı bir trafik kilitlenmesi yaşanır. Bir yanda Şampiyonlar Ligi müziğiyle büyümüş nesil, diğer yanda La Liga'nın öğleden sonra güneşinde parlayan çimlerine hasret bünyeler.
Barcelona'nın liderliği de artık evin demirbaşı gibi bir şey oldu; her hafta bakıyorsun yine orada, kaldırmaya üşeniyorsun. Tıpkı apartmanda aidatı zamanında ödeyen, asansörde herkese selam veren o örnek komşu gibi. Herkes bir tökezlese de biz geçsek diye bekliyor ama Katalanlar puan cetvelini koltuğa yapıştırmış gibi bırakmıyor.
İşin bir de Alaves boyutu var ki tribün romantizminin dibi. Kadronun piyasa değeri Barcelona'nın yedek kulübesindeki su şişelerinin sponsorluk anlaşmasına yetmez belki ama futbol bu yüzden güzel. Onlar için Barcelona deplasmanına gitmek, köyden büyük şehre üniversiteye giden öğrencinin ilk metro yolculuğu gibi: Biraz heyecan, biraz kaybolma korkusu, bolca anlatacak hikaye.
Ne zaman, saat kaçta sorusu ise başlı başına bir zaman felsefesi. İspanya'da akşam, Türkiye'de gece, midede çay saati, gözde uyku perdesi. Maç geç saatteyse eşim izin verir mi, erkense yemekle çakışır mı hesapları yapılır. Bizim millet için saat bilgisi maç bilgisinden önce gelir; çünkü planlama olmadan tribün olmaz, program olmadan çekirdek alınmaz.
Hangi kanalda sorusu ise modern çağın en çetrefilli bilmecesi. Eskiden tek kanal vardı, herkes aynı spikerle aynı heyecanı yaşardı. Şimdi yayıncı diye bir kavram var, şifre diye bir duvar var, üyelik diye bir cüzdan avcısı var. Taraftar resmen dedektif oluyor: Uygulamaya giriyor, pakete bakıyor, komşuda var mı diye yokluyor, kahvehanenin camında maç yazıyor mu diye keşif yapıyor.
Ve elbette maç gecesi ritüelleri hazır. Çay demlenmiş, çekirdek kasede tepeleme, koltukların en rahatı kapılmış, telefon sessize alınmış ama bildirimler açık. Bir yanda skor tahminciler, bir yanda kadroyu beğenmeyen teknik direktör adayları, bir yanda da daha maç başlamadan hakemi çözmüş mahalle büyükleri. Barcelona pas yaparken bizim salonda da paslaşılıyor: Biri çay uzatıyor, biri kumandayı saklıyor, biri ofsaytı açıklıyor.
Velhasıl Barcelona-Alaves kağıt üstünde liderle mütevazı rakibin randevusu olabilir ama bizim evlerde bu haftalık ulusal tatbikat demek. Barcelona kazanmak isteyecek, Alaves direnmek isteyecek, biz ise tek bir şey isteyeceğiz: Donmayan yayın, uzatmayan reklam, susmayan tribün. Pazartesi sabahı kimse ezberi değil o geceki muhabbeti hatırlayacak; futbol zaten bunun için var.
