SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Galatasaray, Konyaspor karşısında savunma güvenliğini elden bırakmadı. Aklının bir köşesinde Stuttgart maçı varken orta alanı etkili kullanıp yeşil-beyazlıların baskısını rahat kırdı ve fazla efor harcamadan üç puanı alıp yoluna devam etti.
Maçı izlerken insan kendini pazar gezmesine çıkmış aile gibi hissetti. Galatasaray ne panik yaptı ne gaza bastı. Bildiğin evden çıkmadan önce ütüyü fişten çektim mi, kombiyi kıstım mı diye kontrol eden adam rahatlığı vardı. Savunma öyle yerleşti ki Konyasporlu forvetler kendilerini yanlışlıkla site otoparkına girmiş misafir arabası gibi hissetmiş olmalı.
Orta saha kullanımı ise tam bir ev idaresi verimliliğiydi. Ne top çöpe gitti ne enerji ziyan oldu. Top bir oraya bir buraya çevrilip Konyaspor presi boş çamaşır makinesi gibi boşa döndürüldü. Rakip basıyor, koşuyor, bağırıyor ama top yine sarı-kırmızılılarda kalıyor. İnsan izlerken halı sahada topu ayağından hiç çıkarmayan o tecrübeli abiyi hatırlıyor, hani kimse ondan top alamaz ya.
Konyaspor'un baskısı da ayrı bir hikâye. Kağıt üstünde baskı var, sahada koşturmaca var, tribünde heyecan var ama sonuç yok. Tıpkı pazartesi diyete başlayıp salı günü baklavaya gömülen arkadaşın kararlılığı gibi. Önde basıyoruz deniyor, iki pas sonra Galatasaray elini kolunu sallaya sallaya çıkıp gidiyor. Pres dediğin biraz ısırır, bununki daha çok misafirliğe gelip kapıdan dönmüş akraba ısrarı gibiydi.
Gelelim başlıktaki o net penaltıya. Net penaltı öyle bir tabir ki Türk futbolunda genelde üç gün tartışılır, kahvede iki masa birbirine girer, slow motion'da pikseller sayılır. Ama bu sefer herkes aynı fikirde olunca ülkece küçük çaplı bir şok yaşadık. Ne uzun itiraz oldu ne ekran başında büyüteçle arama. Hakem beyaz noktayı gösterince tribündeki amca bile çekirdeğini düşürmeden onayladı, düşün.
Tribün zaten maçı bambaşka yaşadı. Bir yanda Stuttgart maçının hesabını şimdiden yapanlar, öbür yanda Konyaspor'u ciddiye alıp almamak arasında kalıp çekirdeğe abananlar. Galatasaray taraftarı için bu tip maçlar sınav haftasından önceki son kolay quiz gibi. Geçtin mi oh. Kimse bağırmıyor, kimse yırtınmıyor, herkes ses tellerini de idareli kullanıyor. Atkıyı boynuna dolamış, çayını almış, keyfine bakıyor.
İşin Stuttgart kısmı ise tam bir cuma mesaisi psikolojisi. Hafta sonu planı hazır, vücut ofiste ama zihin çoktan çıkışta. Paslar bile rötar yapmasın diye erken verilmiş gibiydi. Galatasaray istese tempoyu artırır mıydı, artırırdı da ne gerek var. Elektrik faturası gibi, kısılabilecek her yerde tasarruf. Nasıl olsa üç puan cebe girecek, gerisi Almanya'ya kalsın.
Özetle Galatasaray cebine üç puanı koydu, savunmayı dağıtmadı, orta sahayı parlatıp Konyaspor'un hevesini kursağında bıraktı. Ne terledi ne gerildi, üstüne bir de tartışmasız bir penaltı izletti bize. Futbol bazen böyle güzel, antibiyotik gibi değil vitamin gibi, yormadan iyi geliyor. Şimdi herkes Stuttgart'ı bekliyor ama bu maç tarihe şöyle geçecek, yorulmadan kazanmanın ders kitabı karşılığı.
