SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
TFF Tahkim Kurulu, Abdülkerim Bardakcı'ya verilen 2 maç men cezasını onadı. Yapılan erteleme talebi de reddedildi. Böylece karar kesinleşti ve dosya resmen kapandı.
Türk futbolunda bir kurulun ilk kararında ısrar etmesi, meteorolojinin hava tahminini tutturması kadar şaşırtıcı bir olaydır. Normalde bizde itiraz dilekçesi, alt kurulun çayını bitirip üst kurulun falına bakması için yazılır. Tahkim bu kez fotokopi makinesi gibi çalıştı: alt yazıyı aldı, üstüne mühür bastı, iade etti. Dosyanın kapağı açılmadan kapanmış gibi bir his verdi insana.
İşin en dramatik kısmı ise o meşhur erteleme talebi. Erteleme, Türk insanının milli icadıdır; diyeti pazartesiye, faturayı ay sonuna, kavgayı derbiden sonraya ertelemeyen bizden değildir. Ceza da ertelensin istendi, kurul hayır dedi. Hem de öyle uzun gerekçeli karar falan değil, kısa ve net bir hayır. E-Devlet şifresini unutmuş bir babanın kesinliğiyle söylenen bir hayır.
İki maç men cezası, futbolcu için garip bir tatildir. Ne tam tatil, ne tam mesai. Takımla idmana çıkarsın ama maç günü takım elbisenle kulübe ile loca arasında bir yerde süzülürsün. Televizyon kamerası seni bulur, spiker sesini kısar, alt yazı geçer. Oturduğun koltuk rahattır ama vicdanın hep ofsayttadır. Tribün de seni hemen sahiplenir, yüreğin sahada muhabbeti başlar.
Taraftar açısından ise iki maç, takvimdeki iki boşluktur. Fikstüre bakılır, hangi maçları kaçırdığı hesaplanır. Biri kolay, biri zor denk geldiyse ceza bir anda stratejik hamleye dönüşür. Bizde herkes zaten teknik direktördür; kadroyu yapar, cezayı böler, puanı daha maç oynanmadan yazar. Kalan maçlar kağıt üstünde zaten alınmıştır, sahada oynanmasına bile gerek yoktur. Kalanlar halleder cümlesi, Türk tribününün en iyimser yalanıdır.
Bu tür kararlar açıklandığında sosyal medya da ayrı bir stadyuma dönüşür. Kurallar maddeler halinde uçuşur, herkes bir gecede hukukçu olur. Maddeler, fıkralar, bentler... Normalde kira sözleşmesini okumayan adam, Tahkim talimatının sayfalarını ezbere bilir. Herkesin elinde bir ekran görüntüsü, herkesin dilinde bir adalet terazisi vardır. İtiraz, adalet, emsal kelimeleri havada uçuşur, sonunda herkes haklı çıkar, bir tek ceza değişmez.
Bir de cezanın onanmasındaki o kesinlik hissi vardır. Onandı kelimesi, anneden gelen tamam lafı gibidir. Uzatma, büyütme, konuyu kapat anlamı taşır. Erteleme talebinin reddi de üstüne tüy diker: Borç istedin, vermediler, üstüne bir de öğüt verdiler. Artık plan yapmanın anlamı yoktur; iki maç geçecek, herkes parmakla sayacak, geri sayım tribünde başlayacak.
Sonuçta tablo basit: Bardakcı iki maç yok, rakip forvetler iki hafta rahat nefes alacak, tribün iki hafta yokluğa şiir yazacak, ekran başındaki yönetmen iki hafta yedek kulübesini tarayacak. Sonra her şey normale dönecek, ceza unutulacak, yeni bir pozisyon, yeni bir kart, yeni bir kurul gündemi doğacak. Türk futbolu böyledir; hafızası iki maçlıktır, muhabbeti ise sezonluk sürer.
