SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, TÜMOSAN Konyaspor maçı öncesinde açıklamalarda bulundu. Rakibin performansına dikkat çekerek galibiyetin önemini vurguladı. Victor Osimhen'in son durumuna da kısaca değindi.
Maç öncesi teknik direktör açıklaması artık Türk futbolunda ayrı bir spor dalı. Ortam belli: Mikrofonlar dizilmiş, sorular üç aşağı beş yukarı aynı, cevaplar da nezaket sınırları içinde dolanıyor. Tıpkı aile yemeğinde büyüklerin hal hatır sorması gibi, kimse gerçekten yeni bir bilgi beklemiyor ama ritüel eksik olursa herkes huzursuz oluyor. Buruk da bu haftaki ayini layığıyla yerine getirmiş.
Rakibin performansına dikkat çekmek, bu ritüelin olmazsa olmaz duası. Ligde hangi Anadolu takımı formsuz ki? Konyaspor da her büyük maç öncesi nedense bir anda Avrupa'nın gizli devi oluveriyor. Tribünde bunu hepimiz biliriz: Hafta içi kendi aramızda rakibi küçümseriz, maç günü gelince birden herkes teknik analist kesilir. Aman dikkat, kapanıyorlar, kontratak yapıyorlar, duran top tehlikesi var. Sanki Şampiyonlar Ligi finaline çıkıyoruz.
Galibiyetin önemini vurgulamak da ayrı bir klasik. Hangi maçın galibiyeti önemsiz ki? Sanki hoca çıkıp bu maçı boş verin dese hepimiz rahatlayacağız. Ama sistem böyle işliyor: Her hafta ligin en kritik maçı oynanıyor, her puan altın değerinde, her fikstür virajlarla dolu. Türk futbolunda sıradan bir cumartesi maçı yoktur, hepsi ya tamam ya devamdır. Konyaspor maçı da doğal olarak sezonun dönüm noktası ilan edilmiş durumda, takvim yaprağı daha çevrilmeden.
İşin Osimhen kısmı ise bambaşka bir evren. Hocanın ağzından o isim çıkınca muhabirlerin kulakları tavşan kulağına, taraftarın sosyal medya parmakları şimşeğe dönüyor. Yıldızın son durumu dendi mi herkes dedektif kesiliyor: Antrenman fotoğrafında gülümsemiş mi, koşarken temposu nasılmış, neşesi yerinde miymiş? Normalde kimse komşusunun halini bu kadar merak etmez. Ama konu Osimhen olunca kapıcıdan çaycıya herkes spor gündemi uzmanı gibi çalışıyor.
Konyaspor deplasmanı da zaten başlı başına bir gündelik hayat metaforu. İç Anadolu soğuğu, uzun yol, sert zemin ve inatçı taraftar. Pazartesi sabahı toplantıya gitmek gibi bir şey. Gitmesen olmuyor, gitsen üşüyorsun. Tribüncü için deplasman otobüsü, evdeki koltuktan izleyen için market kuyruğu kadar gerçek. Herkes aynı şeyi düşünüyor: Üç puanı alıp sobanın başına dönmek. Ne taktik tahtası ne pres şiddeti, tek motivasyon eve galibiyetle dönme hayali.
Haberin devamı için tıklayınız kısmı ise modern tribün kültürünün en acımasız şakası. Tam merakın zirvesinde cümle kesiliyor ve yıldız diye kalıyorsun. Tıpkı çay ocağında muhabbetin en hararetli yerinde çırağın çayları getirip lafı bölmesi gibi. İnsan ister istemez gerisini kendisi tamamlıyor. Bilgi eksikliği Türk taraftarı için hiçbir zaman sorun olmamıştır, hayal gücü kontenjanı her zaman açıktır ve her boşluk anında doldurulur.
Sonuç olarak Buruk gerekeni yapmış: Rakibe saygı göstermiş, galibiyete selam çakmış, Osimhen dosyasını da fazla karıştırmadan kapatmış. Bundan sonrası sahada ve tribünde. Konyaspor her zamanki gibi direnecek, Galatasaray her zamanki gibi kazanmak zorunda olacak, biz de her zamanki gibi aynı heyecanı ilk kez yaşıyormuş gibi yapacağız. Türk futbolunun güzelliği de bu: Senaryo hep aynı, ama biz her hafta fragmanı sanki yeni diziymiş gibi izliyoruz.
