İspanya Turu Ters Tepti: Fenerbahçe Tarfin Madrid'de 95-76 Kaybetti, Bavulda İki Mağlubiyetle Dönüyor

Yayın Tarihi: 29.10.2026 22:46
Ana Sayfa Haberler İspanya Turu Ters Tepti: Fenerbahçe Tarfin Madrid'de 95-76 Kaybetti, Bavulda İki Mağlubiyetle Dönüyor

SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.

Fenerbahçe Tarfin, EuroLeague'in 9. haftasında deplasmanda Real Madrid'e 95-76 mağlup oldu. Böylece sarı-lacivertliler, Valencia Basket yenilgisinin ardından çift maç haftasını 2'de 0 ile kapattı.

EuroLeague'de çift maç haftası diye bir icat var ki, bulan kişinin kesinlikle trafikte çift vardiya yapan, tatilde bile iki otele rezervasyon yaptıran bir akrabası olmalı. Salı ne oynadığını anlamadan cuma yine top havaya atılıyor. Taraftar için de aynı tempo: Daha Valencia maçındaki hayıflanmayı WhatsApp grubunda bitiremeden Madrid maçı başlıyor. Duygusal sindirim süreci diye bir şey kalmıyor, yenilgi üstüne yenilgi mideye oturuyor.

Üstelik takvim bu kez İspanya turu çıkarmış. Kulağa bakınca tapas, güneş, sahil fotoğrafı gibi geliyor ama basketbol şubesinde bunun tercümesi farklı: Önce Valencia'da ıslan, sonra Madrid'de kurulan. Birisi pazartesi diyete başlayıp çarşamba baklavaya gömülmek gibi. Bavulu toplarken eşofmanı koyuyorsun, dönüşte bavulda sadece pişmanlık ve havalimanı sandviçi kalıyor. Fenerbahçe Tarfin için de İspanya, gezip görülecek değil unutulup dönülecek bir yer oldu.

Maçın kendisine gelince, Real Madrid deplasmanı EuroLeague'de zaten ev sahibinin salonu değil adeta noter huzuru gibi bir şey. Top giriyor, sen itiraz edemiyorsun. 95-76'lık skor da tam o defter kaydı hissi veriyor: 19 sayı fark, ne tam facia diye manşet atabiliyorsun ne de ucundan kaçtı diye avunabiliyorsun. Market fişine bakıp hangisi bu kadar tuttu diye kasiyere soramamak gibi. Ödemişsin ama neye ödediğini tam çözememişsin.

Televizyon başındaki Fenerbahçelinin hali ise ayrı bir sosyoloji tezi. İlk çeyrekte ceket ilikleniyor, ikinci çeyrekte çay tazeleniyor, üçüncü çeyrekte kumanda el değiştiriyor, dördüncü çeyrekte herkes basketbol filozofu oluyor. Koltuktaki oturuş da değişiyor, önce dik, sonra yan, sonra halıya yakın. 76 sayıda kalmak da ayrı dert: Atak var, emek var, ter var ama tabela cimri esnaf gibi az yazıyor. Karşı taraf ise sanki sepete değil boş kovaya atıyor.

Deplasmanda üst üste oynamak da evde misafirlik gibi değil, başkasının evinde üst üste misafirlik gibi. Seyahat yorgunluğu, farklı yatak, farklı pota, farklı düdük. Bir gün Valencia'da koş, iki gün sonra Madrid'de yine koş. Beyaz yakalının pazartesi İstanbul trafiği, salı Ankara toplantısı temposu. İnsan bir yerde mola verip camdan bakmak istiyor ama EuroLeague fikstürü camı bile açtırmıyor. Otobüsten in, salona gir, ısın, oyna, çık.

İşin garip tarafı, 2'de 0 yapan takımın taraftarı bile bir gecede matematikte profesör olur. Hemen hesap başlar: Şu takım şuna yenilirse, biz içeride üç kazanırsak, averaj şöyle olursa... Sanki kredi kartı borcu yapılandırılıyor. Halbuki çift maç haftasında sıfır çekmek, ay sonu gelmeden maaşı bitirmek gibidir; teoride toparlanırsın ama pratikte her markete gidiş stres olur. Önümüzdeki iç saha maçları da bu yüzden su gibi görünüyor.

Sonuçta tablo net: İki maç, iki mağlubiyet ve Madrid'den 95-76. Ama EuroLeague maratonu tek İspanya turuyla bitmiyor. Fenerbahçe Tarfin için mesele şimdi valizi boşaltıp çamaşırları yıkamak ve evde yeniden başlamak. Çünkü bu ligde kimseye geçmişe takılma lüksü yok; cuma akşamı üzüldüğün pozisyonu salı günü unutmak zorundasın. Taraftar da zaten unutur, yeter ki bir sonraki ev maçında pota biraz daha cömert davransın.

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış spor mizahı. Mizahi yorumlar gerçek açıklama veya yeni haber bilgisi değildir. Kaynak: A Spor

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş WhatsApp'ta Paylaş