SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Ziraat Türkiye Kupası 3. turunda Kasımpaşa ile Çorluspor 1947 karşı karşıya geldi. Maçın 45. dakikasında sahneye T. Diarra çıktı ve attığı golle skoru 1-0'a getirdi. Tabela bir anda İstanbul tarafına göz kırpmaya başladı.
45. dakika futbolun en saygısız dakikasıdır. Tam tuvalete gitmeye karar vermişsindir, tam çay ocağından dönmüşsündür, tam yanındaki adama dönüp ya bu Çorlu takımı da fena top oynamıyor demişsindir ve gol olur. Hakem saatine bakarken taraftar kornaya, çekirdeğe, telefona bakarken gelen gol, kupa golünden çok evde misafir varken kapının çalması gibidir. Kimse tam hazır değildir ama herkes sevinmiş gibi yapar.
Ziraat Türkiye Kupası zaten başlı başına bir akraba düğünü organizasyonudur. Süper Lig'den gelen takım ceketini omzuna atmış enişte gibi takılır, alt ligden gelen takım ise halay başı kapmak için yanıp tutuşur. Kasımpaşa gibi yıllardır ligin asansör boşluğunda komşularla selamlaşan bir takım için kupa, hem vitrin hem de nazar boncuğudur. Çorluspor 1947 için ise deplasman demek, İstanbul'a günübirlik tur demek, dönüşte benzinlikte köfte molası demektir.
Tribün tarafında işler daha da karışıktır. Kasımpaşalı için 1-0 öne geçmek, kirayı erken ödemek gibidir, sevinirsin ama ay daha bitmemiştir. Hemen yanındaki abiden şu ses yükselir, aman beyler rehavet yok, bunlar Çorlu'dan boş gelmemiştir. Sanki Çorlu'dan İstanbul'a boş gelmek yasakmış, valiz kontrolü varmış gibi. Öte yanda Çorluspor taraftarı için 45'te gol yemek, mangalın tam tutuşmak üzereyken yağmur yemesi gibidir. Morali bozmazsın, yelpazeye devam edersin.
Golün sahibi T. Diarra da ayrı bir tribün meselesidir. İsmin başındaki T. harfi, tezahürat yapmaya çalışan taraftar için sudoku gibidir. Kasımpaşa tribünü gol sevinciyle bir an duraksar, acaba T. neyin kısaltması diye. Kimi Tost der, kimi Traktör der, kimi de boş ver abi gol attı ya diye konuyu kapatır. Bizim liglerde yabancı isimlerin yarısı zaten taraftarın dilinde yeniden kurulur, Diarra da muhtemelen ikinci yarıya Diyarra, Dıyara, hatta Diarrrraaa olarak çıkacaktır.
Bir de skorun kendisi var, 1-0. Türk futbolunda 1-0, evde tek prizle beş cihaz şarj etmeye benzer. Çalışıyor gibi görünür ama biri saç kurutma makinesini açsa sistem çöker. Öne geçen takımın taraftarı bir yandan sevinir bir yandan dua eder, Allah'ım ne olur ikinciyi atalım da rahat izleyelim. Çünkü hepimiz biliyoruz, bizde 1-0 öne geçmek galibiyet değil, anksiyeteye giriş biletidir. Hele dakika 45 ise, soyunma odasına moralli gitmek ile tedirgin gitmek arasındaki o ince çizgidir.
Çorluspor 1947 açısından bakınca durum daha da tanıdıktır. Devreye bir dakika kala gol yemek, mesai bitimine beş dakika kala patronun toplantı koyması gibidir. Bütün direnç, bütün plan, bütün otobüsü çekelim abi taktikleri bir anda buhar olur. Soyunma odasına giderken herkesin aklında aynı cümle vardır, abi 45 artı bilmem kaçta yemeseydik iyiydi. O bilmem kaç, Türk futbolunun en yaratıcı zaman birimidir, asla bitmez ama hep bir umut taşır.
Sonuçta bu gol, kupanın ruhuna cuk oturmuştur. Kasımpaşa bir adım öne geçmiş, Çorluspor 1947 ise ikinci yarı için elinde kocaman bir neden tutmuştur, bu maçı hikayeye çevirme nedeni. Çünkü Türkiye Kupası'nı güzel yapan şey şampiyonluk değil, 45'te yenen golün 70'te efsaneye dönüşme ihtimalidir. O yüzden tabeladaki 1-0'a bakıp geçmeyin, altında koca bir mahalle dedikodusu, bir otobüs yolculuğu ve bir devre arası çayının buharı vardır.
