SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Fenerbahçe'de teknik direktör arayışları sürüyor. Sarı-lacivertli yönetimin Vincenzo Montella ve Abdullah Avcı ile temas kurduğu, bu süreçte Aykut Kocaman isminin öne çıktığı konuşuluyor. İsmail Kartal'dan boşalan koltuk için arayış devam ediyor.
Fenerbahçe'de hoca gündemi artık bir spor sayfasına değil, evdeki o meşhur çekmeceye benziyor. Ne ararsan ara, mutlaka içinden eski bir şarj aleti, pili bitmiş bir kumanda ve bir Aykut Kocaman haberi çıkıyor. Montella ve Avcı temasları da çekmecenin üstüne sonradan konmuş, kutusu henüz açılmamış teknolojik aletler gibi duruyor, herkes bakıyor ama kimse kullanma kılavuzunu okumuyor.
Tribündeki hava ise tam bir aile salonuna dönmüş durumda. Bir taraf koltuğa gömülüp eski bölümleri açalım diyor, diğer taraf aynı diziyi üçüncü kez izlemeyelim diye homurdanıyor. Ama ilginç olan şu, homurdanan da kanalı değiştirmiyor. Çünkü Fenerbahçe'de teknik direktör tartışması izlenmez, yaşanır. Maçtan çok önce başlar, maçtan çok sonra biter, arada çaylar tazelenir.
Bu süreç bir süre sonra flört uygulamasına bağlanıyor. Bir isme sağa kaydırılıyor, biriyle kısa bir görüşme yapılıyor, sonra telefon rehberinde en alta inilip yıllardır silinmeyen o kayda bakılıyor. Kocaman ismi de rehberde duran o eski numara gibi, silmeye kıyamıyorsun, aramaya da parmağın bir türlü gitmiyor. Herkes birbirine soruyor, kimse ilk arayan olmak istemiyor.
Samandıra'daki teknik direktör koltuğu da artık normal bir ofis koltuğu değil. Bildiğin taht ile elektrikli sandalye arası bir tasarım harikası. Oturan ilk hafta büyük planın mimarı ilan ediliyor, ikinci hafta taktik tahtasını ters tutmakla suçlanıyor. O yüzden aday isimleri duyan taraftar meteoroloji takip eder gibi takip ediyor, sabah Montella parçalı bulutlu, öğleden sonra Avcı rüzgarlı, akşama doğru Kocaman ihtimali artıyor.
Haber dilinin kendisi ayrı bir komedi malzemesi. Sabah liste daralıyor, öğlen sürpriz isim gündeme geliyor, akşam camiayı bilen isim öne çıkıyor. Camiayı bilen isim lafı, iş ilanlarındaki en az beş yıl tecrübeli eleman aranıyor cümlesine benziyor. Yani Kadıköy'de ıslığın tonundan Samandıra'nın kahve makinesinin yerine kadar her şeyi ezbere bilen, ilk basın toplantısında nereye bakacağını şaşırmayacak biri aranıyor.
İsmail Kartal'dan boşalan koltuk ifadesi de başlı başına bir yorgunluk hikayesi anlatıyor. Kartal ismi artık bir teknik direktör isminden çok Fenerbahçe'de dönemsel bir görev tanımına dönüşmüş gibi. Geliyorsun, elinden geleni yapıyorsun, gidiyorsun ve ardından koltuk bir süre boş kalıp etrafında isimler uçuşuyor. Tıpkı evde misafir gelecek diye kaldırılan orta sehpa gibi, kaldıran da yoruluyor, yerine ne konacağı da ayrı bir tartışma konusu oluyor.
Sonuçta bu bilmece çözülse bile rahatlama kısa sürecek, çünkü Fenerbahçe'de hoca konusu çözülmez, sadece sezon arası verir. Bugün Kocaman konuşulur, yarın Montella, öbür gün bambaşka bir isim. Taraftar da biliyor ki asıl mesele kimin oturacağı değil, oturanın arkasında kaç hafta sabırla durulacağı. O koltuk yine dolacak, yine eskiyecek ve bir gün yine aynı çekmeceden tanıdık bir isim çıkacak.
