Vilnius'ta Pota Üşüttü: Trabzonspor Baltık Deplasmanından İlk Yenilgiyle Döndü

Yayın Tarihi: 28.10.2026 22:57
Ana Sayfa Haberler Vilnius'ta Pota Üşüttü: Trabzonspor Baltık Deplasmanından İlk Yenilgiyle Döndü

SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.

Basketbol Şampiyonlar Ligi A Grubu'nun 3. haftasında Trabzonspor, deplasmanda Litvanya temsilcisi Rytas Vilnius'a 97-81 mağlup oldu. Böylece bordo-mavililer gruptaki ilk yenilgisini aldı.

Litvanya deplasmanı zaten fikstürde görüldüğü anda insanın içini üşüten cinsten bir şeydir. Haritayı açarsın, Vilnius'u bulursun, sonra kombiyi bir derece artırırsın. Trabzonspor için de bu maç biraz öyle olmuş; daha top havaya atılmadan bavula fazladan bir hırka konulmuş hissi veren türden. Çünkü Litvanya'da basketbol, bizde çay gibi bir şeydir; her köşe başında oynanır, her muhabbetin sonunda ona bağlanır.

97-81 elbet potada kulağa hiç sevimli gelmiyor. 97 sayı, markette kasiyerin poşet sormadan hızlıca geçirdiği ürünler gibi art arda yazılmış. 81 ise tam olarak komşuya ayıp olmasın diye kapıda yenilen son dilim börek gibidir; varlığı güzel ama doyurmaz, gönül alır. Skor tabelası bir ara dertli bir yazar kasa gibi sürekli ev sahibinden yana işlem yapmış, fiş uzadıkça uzamış.

İlk iki haftanın yenilgisizliği de bu işin en tatlı tuzağıdır. Taraftarın dilinde iki galibiyet, evde misafir varken serilen tertemiz misafir havlusu gibidir. Kimse kirletmek istemez, herkes fotoğrafını çeker. Üçüncü haftada Vilnius'ta o havluya ufak bir çay lekesi bulaştı diyelim. Havlu hâlâ havlu, ev hâlâ temiz. Nazara da inanır bizim tribün; iki iyi sonuçtan sonra tahtaya vuran, tuz isteyen, formasını ters giyen çoktur.

Tribün kültürü açısından bakınca deplasmanda Litvanya'ya gitmek başlı başına bir yiğitlik madalyasıdır. İstanbul'a otobüsle gitmekten yoruluyoruz diye sızlanan bünyeler varken, kalkıp Baltık soğuğunda pota kovalamak, kışın yaylaya çorapsız çıkmaya benzer. Helal olsun denir, sonra battaniyeye sarınılıp skor takip edilir. Salonun soğuğu ekranlardan bile hissediliyorsa düşün artık oradaki atmosferi; nefes buhar, tezahürat buhar, umut buhar.

Bu tür maçların bir de televizyon başında izleme psikolojisi vardır. İlk çeyrekte herkes taktik profesörüdür, ikinci yarıya doğru herkes meteoroloji uzmanına döner. Abi orada soğuktur, toplar da üşümüştür, pota büzüşmüştür gibi bilimsel yorumlar yapılır. Üçüncü periyottan sonra ise klasik Türk mutfağına dönülür: Olsun, sağlık olsun, önümüze bakalım, çay koy. Hele fark çift hanelere çıkınca grup sohbetlerinde bir sessizlik olur, ardından beklenen mesaj gelir: yapacak bir şey yok, kısmet.

Rytas Vilnius da sonuçta ev sahibi olmanın bütün konforunu kullanmış. Kendi sahası, kendi seyircisi, kendi fırınından çıkmış sıcacık üçlükleri. Misafirliğe gittiğin evde ev sahibinin koltuğuna oturmaya çalışmak gibidir bu iş; ayıptır, yedirmezler. Trabzonspor da o koltuk kavgasında biraz ayakta kalmış, hepsi bu. Ne diyelim, ev sahibi ekmeğini taştan değil panyadan çıkarmış, misafire de alkışlarla memlekete dönmek kalmış.

Şimdi grupta bir mağlubiyet var diye karalar bağlamaya gerek yok. Bu daha sezonun çorbası kaynarken kaşığı yalamak gibi bir şey. Bordo-mavililer eve dönsün, bir hamsi ekmek yesin, salonu ısıtsın, taraftar da formasını giyip kaldığı yerden devam etsin. Grup hâlâ uzun, fikstür hâlâ sıcak çorba gibi önde duruyor. Vilnius'ta kaybedilen bir maç, Trabzon'da kazanılacak kahkahaların hatırı için vardır; ilk yenilgi dediğin, yemeğe biraz fazla karabiber kaçmasıdır, iştah kaçırmaz.

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış spor mizahı. Mizahi yorumlar gerçek açıklama veya yeni haber bilgisi değildir. Kaynak: A Spor

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş WhatsApp'ta Paylaş