SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Galatasaray'ın sezon başında kadrosuna kattığı Rus orta saha Aleksey Batrakov, şu ana kadar sergilediği performansla büyük takdir topladı. Sarı-kırmızılı taraftarların kısa sürede beğenisini kazanan oyuncu hakkında şimdi ise kimse beklemiyordu dedirten bir endişe konuşuluyor.
Türk futbolunda prosedür bellidir. Önce yeni transfer havaalanında omuzlara alınır, sonra ilk isabetli pasında adına tezahürat bestelenir, üçüncü haftada da durup dururken endişelenmeye başlanır. Batrakov da bu milli takvime harfiyen uymuş görünüyor. Daha sevinmeye doyamadan hep birlikte elimize tuzu alıp nazar kovalamaya çıktık.
Galatasaray tribünü bu konuda ayrı bir üniversitedir. Sabah kahvaltıda umutlu başlar, öğlene doğru form grafiği çizer, akşama X'te taktik tahtası açar, gece yatmadan önce de kendi kendine kaygılanıp uyuyamaz. Batrakov toplara şık dokundukça sevinçten çok soru işareti üretiyoruz. Acaba çok mu iyi başladı, acaba böyle devam eder mi, acaba biz bu mutluluğu hak edecek ne yaptık.
Durum biraz yeni beyaz eşya almaya benziyor. Buzdolabı sessiz çalışıyor diye sevinirsin, iki gün sonra kulağını gövdesine dayayıp motor sesi dinlersin. Bir uğultu varsa dert, yoksa yine dert. Çünkü Türk taraftarına göre sessizlik de bir sesin habercisidir. Batrakov şu an o buzdolabı. Herkes etrafında toplanmış, kulağını dayamış, normal tıkırtıyı bile olağanüstü buluyor.
İşin komik tarafı, bu endişenin bir muhatabı yok. Ne ortada bozulmuş bir şey var ne de ters giden bir tablo. Ama boşluk kabul etmiyoruz. Kaygı, tribün kültüründe çerez gibi tüketilen bir şeydir. Maç yoksa transfer konuşulur, transfer yoksa form durumu konuşulur, o da yoksa potansiyel endişe üretilir. Sanki rahat rahat oturup iyi futbol izlersek federasyon bize ceza kesecek.
Bir de beklenti ayarı denen ilginç icat var. Batrakov bir maç iyi oynadı mı hemen heykel yeri bakıyoruz, bir pas hatası yapsa hemen eski videolarını açıp yürüyüşünden anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Rus orta saha dediğin zaten soğukkanlı adam olur, biz onu bile hararetli tartışıyoruz. Adam sahada topu sakince çeviriyor, tribünde kırk bin kişi kendi içinde çeviriyor.
Gündelik hayatla birebir aynı. Yeni komşu taşınır, önce çok efendi dersin, sonra asansörde iki gün görmeyince acaba taşındı mı diye merak edersin. Yeni açılan börekçi güzeldir, üçüncü gidişinde acaba bozdu mu diye şüphelenirsin. Batrakov da taraftarın gözünde o börekçi. Börek hâlâ sıcak, çıtır çıtır, ama biz şimdiden usta değişti mi diye mutfağa bakıyoruz.
Oysa hikaye gayet basit ve güzel. Sezon başında gelen bir oyuncu işini iyi yapmış, tribün de onu sevmiş. Bunu bir süre kutlamakta fayda var. Çünkü Galatasaray'da asıl endişe, ortada hiçbir sorun yokken sorun icat etme geleneğidir. Batrakov topunu oynasın, biz de biraz sakin olalım. Endişe bize emanet, nasıl olsa bir gün lazım olur.
