SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Trendyol Süper Lig'in 9. haftasında Trabzonspor, deplasmanda Çaykur Rizespor karşısında 2-0 geriye düştüğü maçı 4-3 kazanmayı başardı. Bordo-mavililer bu geri dönüşle teknik direktör Thomas Reis yönetiminde zirve yarışına bir adım daha yaklaştı.
Türk futbolunda 2-0 öne geçmek, kış günü kombiyi sonuna kadar açıp pencereyi kapatmayı unutmaya benzer. Önce bir sıcaklık gelir, bir rehavet çöker, sonra bir bakmışsın ev buz gibi olmuş ve misafir senin koltuğuna kurulmuş. Rizesporlu taraftarın ilk bölümde yaşadığı o rahatlık, son düdükte yerini hepimizin çok iyi bildiği o cümleye bıraktı: Biz bu filmi daha önce görmüştük.
Thomas Reis rüzgarı denilen şey de tam olarak böyle bir şey galiba. Tribünde artık hava durumu spikeri gibi yaşayan bir kitle var. Maçtan önce umutsuz, 2-0'dan sonra isyanda, 3-3'te şair, 4-3'te meteoroloji profesörü. Fırtına denen şey zaten Karadeniz'de sabit esen bir şey değildir, bir bakarsın güneş açmış, bir bakarsın yaylada sis basmış. Dünkü maç da takvim değil barometre ile anlatılacak türdendi.
Skor tabelası 4-3 olunca akla ilk gelen şey taktik tahtası değil, tribündeki tansiyon oluyor. Çünkü bu skoru izlemek, doksan dakika boyunca kalp ritmini tezahürata ayarlamak demek. Yanındaki amcanın tesbih çekme hızından maçın gidişatını anlıyorsun. Tesbih yavaşsa kontrol sende, tesbih hızlıysa eyvah, tesbih koptuysa gol olmuş demektir. Dün Rize'de yerlerden boncuk toplayan çok olmuştur.
İşin bir de komşuluk boyutu var. Rize ile Trabzon arasındaki maç, normal bir deplasman değil, bayramda aynı sofraya oturan iki akrabanın tatlı tatlı atışması gibidir. Biri çayını övüyor, öteki hamsisini. 2-0 olunca bir taraf çaydanlığı ocağa koymuş, 4-3 olunca öteki taraf demden pay çıkarmış. Maç bitmiş ama emin ol WhatsApp gruplarında rövanş çoktan başlamıştır. Engelleyen engelleyene, sessize alan alana.
Zirve yarışı denilen o tuhaf maraton da bu yüzden komik. Daha ligin 9. haftasındayız ama herkes puan cetveline tapu kadastro memuru gibi bakıyor. Üç puan alınca şampiyonluk şarkısı açılıyor, iki hafta sonra aynı şarkı hüzünlü bir türküye dönüyor. Trabzonspor şimdi yarışa ortak oldu deniyor. Ortak olmak dediğin de zaten bizde apartman işine benzer, aidatı kimse tam ödemez ama herkes yöneticinin koltuğunda gözü vardır.
Asıl mesele, 2-0'dan 4-3'e dönüşün gündelik hayata tercümesinde yatıyor. Hepimizin pazartesi sabahı 2-0 geride başladığı haftalar vardır. Alarm çalmamış, otobüs kaçmış, patron toplantıya çağırmış. Sonra salı günü bir kahve içersin, çarşamba bir iş çözülür, cuma bir bakmışsın haftayı 4-3 almışsın. Trabzonspor'un yaptığı da bu, havlu atması beklenen yerde ıslak havluyu sıkıp oyuna devam etmek.
Tarihe geçti deniyor ya, doğrudur. Çünkü bu ülkede 4-3 biten her Karadeniz maçı zaten tarihe geçer, gerisi teferruattır. Yıllar sonra kimse 9. haftadaki puan farkını hatırlamaz ama o gün Rize'de yağmur altında yedi gol izlediğini herkes anlatır. Rüzgar eser, diner, bazen poyraza döner. Fakat tribün hafızası unutmaz, bir zamanlar 2-0 gerideydik, sonra bir şey oldu ve eve sesimiz kısılmış döndük.
