SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
EuroLeague'in 8. haftasında Fenerbahçe Tarfin, deplasmanda Valencia Basket'e mağlup oldu. Sarı-lacivertliler bu sonuçla organizasyondaki ikinci yenilgisini aldı. Evet, haberin vitaminsiz ama gerçek kısmı bu kadar.
Valencia deplasmanı Türk taraftarı için öyle normal bir dış saha maçı değildir. Burası bir yandan turist broşürü, bir yandan pota altı kâbusudur. Gidersin hava güzel, deniz güzel, portakal bile mutlu, bir tek bizim ribaundlar mutsuzdur. Paella için sıraya girersin, maçta Valencia üçlük sırasına girer. Turistik gezi diye çıkarsın, basketbol ayininden çıkmış gibi dönersin.
Bir de işin tribün matematiği var. Fenerbahçe taraftarı mağlubiyetten sonra anında iki gruba ayrılır. Birinci grup der ki ikinci yenilgi nazarlıktır, EuroLeague uzun maraton, nisanı görelim. İkinci grup ise çoktan koltuktan kalkmış, mutfakta çay koyarken içinden savunma rotasyonunu değiştirmiştir. İkisi de haklıdır, ikisi de yorgundur, ikisi de gece yarısı telefon parlaklığını kısıp istatistiğe bakar.
İkinci yenilginin garip bir konforu vardır. İlk yenilgide panik olursun, üçüncüde komplo teorisi yazarsın, ikincide ise hayat gibi karşılarsın. Elektrik faturası gibi düşün, geldi, can sıktı ama evden taşınmazsın. Sarı-lacivertli bünye de şu an tam orada. Ne her şey bitti ağıtları yakacak kadar karamsar, ne de her şey yolunda deyip halı saha maçı ayarlayacak kadar rahat.
Deplasmanda oynamak zaten başlı başına misafirliğe gitmeye benzer. Ev sahibi terliğini verir, en güzel koltuğa oturtur, sonra televizyon kumandasını asla vermez. Valencia da tam öyle yapıyor. Gel kardeşim diyor, salon bizim, tempo bizim, pota sanki bizim mahallenin potası. Sen de kibarlığından itiraz edemiyorsun, dönüşte otobanda ben olsam şöyle yapardım diye hayali koçluk yapıyorsun.
EuroLeague fikstürü bu arada modern hayatın aynasıdır. Salı Madrid, cuma İstanbul, pazar yine yol, arada bir de idman. Kargo takip numarası gibi maç takip ediyorsun. Oyuncular yoruluyor, taraftar yoruluyor, sosyal medya yoruluyor ama fikstür yorulmuyor. Sekizinci hafta olmuş bile, daha dün sezon açılışında forma tanıtımına bakıyorduk. Zaman, Valencia hızlı hücumu gibi akıp gidiyor.
İşin en komik tarafı, yenilgiden beş dakika sonra herkesin basketbol profesörü olması. Dayın pick and roll düzenine çözüm bulmuş, kuzenin rotasyonu kısaltmış, marketteki abi molayı erken aldırmış. Halbuki üçümüz de beden dersinde potaya değemeyen insanlarız. Ama işte taraftarlık böyle kutsal bir özgüven veriyor. Yenilgi olmasa bu taktik dehalar nerede parlayacak.
Özetle Fenerbahçe Tarfin için Valencia akşamı can sıkıcı ama dünyanın sonu değil. İkinci mağlubiyet, ikinci kahve gibi acıdır ama ayık tutar. Önde daha çok hafta, daha çok deplasman, daha çok kalp çarpıntısı var. Valencia portakalını sıktı, suyunu içti. Sarı-lacivertliler de bavulu toplayıp eve dönüyor. Rövanşta baklava ile karşılık vermek ise Türk spor geleneğidir.
