SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Trendyol Süper Lig'in 9. haftasında Galatasaray ile Fenerbahçe derbide karşı karşıya geldi. Mücadele saha içindeki gerginlik ve bitiş düdüğünün ardından yaşanan olaylarla gündeme geldi. Derbi bu yönüyle Türkiye sınırlarını aşıp dış basının da ilgi alanına girdi.
Dış basının derbimizi konuşması bizde garip bir gurur yaratıyor. Sanki mahalledeki düğün bir anda dünya televizyonlarına haber olmuş gibi göğsümüz kabarıyor. Oysa Londra'da, Madrid'de oturan editör için bu daha çok egzotik bir belgesel kıvamında. Bizim her sene yaşadığımız ateşi onlar ilk kez keşfeden kaşif heyecanıyla izliyor.
Çünkü bizde derbi sadece doksan dakika değildir, tam teşekküllü bir ev taşıma operasyonudur. Günler öncesinden koltuklar dizilir, kumandanın kimde kalacağı anayasayla belirlenir, çayın demlenme saati maça göre ayarlanır. O gün kimse kimseye misafirliğe gitmez, giden de zaten gözden çıkarılmıştır. Program yapalım diyen arkadaşın mesajı görüldü olarak kalır.
Saha içindeki gerginlik de bizim için tercümesi zor bir kavram değildir. Trafikte fermuar sistemine girmeyen sürücünün yarattığı o bakışma, bakkalda sıraya kaynak yapan amcaya yönelen sessiz uğultu, bayramda şeker beklerken kolonya uzatılınca yaşanan hayal kırıklığı... Hepsini topla, doksan dakikaya sıkıştır, işte derbi tansiyonu dediğin şey tam olarak budur. Yabancıya anlatması zor, yaşayana ise son derece tanıdık.
Bitiş düdüğünden sonra yaşananlar ise tam bir Türk vedalaşması gibidir. Maç bitmiştir ama kimse gitmez, kapıda bir yarım saat daha konuşulur. Bizde hiçbir derbi düdükle bitmez, düdükten sonra ikinci perde başlar. Ayakkabılar giyilmişken hadi bir çay daha içelim denir ve konu yine hiç kapanmaz. Düdük susar, tribün susmaz.
Hal böyle olunca dış basındaki meslektaşlara da kolaylıklar diliyoruz. Bizim tribün jargonundaki ince mizahı, ıslığın tonundaki sitemi, sessizliğin içindeki gürültüyü başka dile çevirmek kolay iş değil. Çeviri programına derbi atmosferi yazınca muhtemelen cihaz buhar çıkarıp kahve molasına çıkıyordur. Onlar rapor yazıyor, biz altyazısız anlıyoruz.
Bir de işin mutfağı var, yani mesaj grupları. Derbi gecesi her evde en az üç grup aynı anda yanar: kuzenler grubu, iş arkadaşları grubu ve sessize alınamayan sülale grubu. Biri taktik analiz yapar, biri pozisyonları yavaş çekimde yeniden oynatır, biri de konuyu eniştenin askerlik anısına bağlar. Dış basın sahayı yazsın, asıl saha dışı bizde telefon ekranındadır.
Sonuçta Galatasaray-Fenerbahçe derbisi yine bildiğimiz gibi yaptı, oynandı, konuşuldu, konuşulmaya da devam edecek. Dış basın bugün yazar, yarın unutur ama biz unutmayız, not ederiz, seneye aynı heyecanla yine izleriz. Çünkü bizim için derbi bir futbol maçından fazlası, komşuyla ortak duvarı dinlemek gibi bir şeydir. Duvar aynı duvar, sesler hep tanıdık, heyecan ise hiç eskimez.
