SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Trendyol Süper Lig'in 9. haftasında Fenerbahçe, yarın deplasmanda Galatasaray'a konuk olacak. Sarı-lacivertliler derbi öncesi hazırlıklarını tamamladı.
Türk spor basınının en rahatlatıcı cümlesi yine tedavüle girdi: hazırlıklar tamamlandı. Ne bir eksik var ne bir fazla, dosya kapanmış, klasör rafa kalkmış. Kulağa sanki bütün hafta bavul hazırlanmış da son çorap da valize tıkıştırılmış gibi geliyor. Oysa herkes biliyor ki bu cümle, derbiden önce söylenen sihirli bir iyi geceler dileğidir. Antrenman bitmiştir, tesisin ışıkları yarım kapatılmıştır, tahtadaki oklar silinmeye kıyılamamıştır.
İşin aslı, tesislerde biten hazırlıktan çok memleket genelinde süren dev bir seferberliktir söz konusu olan. Bir yanda çekirdek stokları güncellenir, çay makinesi bakıma alınır, koltuğun en rahat köşesi için ev içi diplomasi turları başlar. Televizyon kumandası yarın akşam için adeta milli egemenlik sembolüne dönüşür. Kimse kusura bakmasın, derbi günü kumandayı kapan, evin rejimini de kapmış sayılır. Misafirlikler iptal edilir, halı saha maçları sabahın körüne alınır, telefonu sessize almayan yandığını baştan kabul eder.
Derbi haftası gündelik hayatın ayarlarıyla oynar. Berber randevuları maç saatine göre ayarlanır, bakkal çırağı izin istese bakkal amca gözlük üstünden bakar. Aile WhatsApp gruplarında şimdiden bayrak emojileri uçuşmaya başlamıştır, gruptan sessizce ayrılan enişte zaten tarafını belli etmiştir. Komşuluk hukuku da teste girer, apartman boşluğunda yankılanan gol sesi kimin evinden geldiyse o daire bir hafta boyunca mimlenir. Türk usulü derbi hazırlığı budur, ne laboratuvar ne veri analizi, saf mahalle sosyolojisi.
Üstelik bu sefer deplasman derbisi, yani işin felsefesi daha da derindir. Kendi evinde maç izlemekle deplasmana gitmek arasındaki fark, kendi mutfağında yemek yemekle eltiyle görümceyle dolu bir sofrada yemek yemek arasındaki fark gibidir. Her kaşık dikkatle kaldırılır, her lokma sayılır. Trafik bile derbiye hazırlanır, E-5 kenetlenir, metrobüs nefes almaz, sanki asfalt bile kimin önce varacağını merak eder. Deplasman tribünü dediğin, misafirliğe gidip ev sahibinin koltuğuna kurulmaya benzer, cesaret ister, özgüven ister, biraz da boğaz pastili ister.
Taktik konuşmaya gelince memlekette herkesin lisansı hazırdır. Kahvede, ofiste, dolmuşta dizilişler havada uçuşur, peçeteye çizilen oklar Şampiyonlar Ligi finali görmüş geçirmiş gibidir. Taktik tahtası ile mutfaktaki kesme tahtası arasında pek fark yoktur, ikisinde de bir şeyler doğranır. Biri soğan doğrar, öteki rakibin oyun planını. Hazırlıklarını tamamladı haberi de bu tartışmaya benzin döker, herkes kendi kafasındaki on biri sahaya sürer, sonra da haklı çıkmak için doksan dakika bekler. Beklemek Türk taraftarının ana vatanıdır, sabırsızlık ise milli sporumuzdur.
Sosyal medya cephesinde ise hazırlık çoktan bitmiş, kutlamalar başlamış bile. Eski derbi fotoğrafları arşivden çıkarılır, tozlu zaferler cilalanır, hazırız paylaşımları klavye ısınması niyetine atılır. Herkes birbirine gözdağı verir ama gözdağının piksel hali makbuldür, capsler uçuşur, anketler açılır, kimin daha hazır olduğu emoji sayısıyla ölçülür. Bir yanda kalp emojisi, diğer yanda alev emojisi, ortada kocaman bir merak. Bu dijital ısınma turları olmadan derbi başlamaz, adettendir, önce timeline ısınır sonra saha ısınır.
Yarın düdük çaldığında bütün bu hazırlık edebiyatı bir anda buharlaşacak. Ne tamamlanan antrenman kalacak akılda ne de evdeki koltuk planı. Geriye sadece doksan dakikalık o tuhaf büyü kalacak, top bir o kaleye bir bu kaleye giderken milyonların aynı anda nefesini tuttuğu o an. Fenerbahçe hazırlığını tamamlamış olabilir ama biz taraftarlar asla hazır olamayacağız. Çünkü derbiye hazır olmak diye bir şey yoktur, derbi gelir, seni hazırlıksız yakalar ve yine de seni kendine hayran bırakır.
