SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
İtalya Serie A'da 8. hafta heyecanı Inter ile Fiorentina arasındaki maçla devam edecek. İki takım 25 Ekim Pazar günü karşı karşıya gelecek ve mücadele saat 14.30'da başlayacak. Yani pazar planı olanlar şimdiden koltuk kapma stratejisini hazırlayabilir.
Saat 14.30 başlı başına sosyolojik bir deneydir. İtalya'da herkes o saatte öğle yemeğinin ikinci tabağına geçmiştir, Türkiye'de ise pazar kahvaltısı hâlâ masadadır ve biri mutlaka çayı tazeleyelim der. Bu saatte maça çıkmak, öğle arasından dönüp toplantıya girmek gibidir. Kimse tam uyanık değildir ama herkes çok ciddi davranır. Hakemin ilk düdüğü de bu mahmurluğa çalan bir alarm gibidir.
Inter tarafı işin Milano kısmıdır. Tribünde herkes sanki mahalle kahvesinden değil de moda çekiminden gelmiş gibi durur, atkının renk tonu bile ceketle uyumludur. Sahadaki ciddiyet de buna benzer, her pas özenle seçilmiş bir vitrin ürünü gibidir. Tabii top arada taca çıkar ve o estetik vitrin bir anda pazara döner. Interli olmak, şıklığından ödün vermeden içinden söylenme sanatıdır.
Fiorentina ise Floransa misali biraz daha sanatçı ruhludur. Rönesansın şehrinden gelen takımın topa bakışı bile farklıdır, sanki pas vermek yerine fresk yapıyordur. Tribünleri de buna uygundur, bir yanda tezahürat bir yanda estetik kaygı vardır. Gol kaçınca üzülürler ama pozisyon güzelse bir an için affederler. Futboldan çok güzel oyunun hatırına yaşayanların takımıdır.
Sezonun 8. haftası da ayrı bir ara dönemdir. Ne ligin başındaki o saf heyecan kalmıştır ne de son haftaların kalp çarpıntısı başlamıştır. Evliliğin sekizinci ayına benzer, artık kimin çoraplarını nereye attığı bilinir. Takımlar birbirini tartar, taraftarlar da umutla gerçekçilik arasında gidip gelir. Bu maç da tam o denge anına denk gelir, kimse şampiyonluk nutku atmaz ama herkes içinden puan hesabı yapar.
Elbette modern futbolun olmazsa olmazı yayın kanalı meselesi var. Haberde karşılaşmanın yayın kanalı ve maç detayları haberimizde deniyor ve klasik bir merak perdesi aralanıyor. Devamı için tıklayınız cümlesi, tribünde maç sonu açılan o meşhur perde gibidir. Tıklarsın ve karşına çoğu zaman bildiğin saat ve tarih çıkar. Yine de insan merak eder, çünkü belirsizlik bile maçın bir parçasıdır.
Türkiye'de pazar 14.30 maçı izlemek ise başlı başına bir ev idaresi ister. Bir yanda pazar temizliği baskısı, bir yanda koltuk benim hakkı tartışması vardır. Çekirdek çıtlatma sesi spikerin sesini bastırır ve evin bir köşesinden mutlaka ses kıs yorumu gelir. Misafir gelirse maç arka plana düşer, gol olunca mutfaktan koşarak gelenler koridor ofsaytına yakalanır. Bütün bu kaos, Serie A'ya ayrı bir Anadolu yorumu katar.
Sonuçta Inter ile Fiorentina Pazar günü sahaya çıkacak, top bir o kalede bir bu kalede gezecek ve biz yine koltukta kahveyle pozisyon ölçeceğiz. Biri atak yapacak, diğeri savunacak, spiker heyecanlanacak, taraftar gerilecek. Pazartesi sabahı ise herkes işe gidecek ve bu maçtan geriye sadece pazarın güzelliği kalacak. Futboldan daha güzel bir pazar bahanesi henüz icat edilmedi.
