SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Süper Lig'de Göztepe ile Arca Çorum FK İzmir'de kozlarını paylaşacak. İki takım da son iki karşılaşmasından galibiyetle ayrıldı. Hal böyle olunca gözler İzmir'deki mücadeleye çevrildi.
Üst üste iki galibiyet almak bizim ligde öyle basit bir istatistik değildir, resmen noter onaylı moral belgesidir. Bir galibiyet tesadüftür, iki galibiyet seri sayılır, üçüncü galibiyet konuşulmaya başlandı mı teknik direktörün omzu bir anda daha dik durur, taraftarın yürüyüşü değişir. Şimdi iki tane üst üste sevinmiş takım aynı sahaya çıkıyor, yani ortada iki hafta boyunca pazartesi sendromu yaşamamış iki mutlu grup var ve birinin pazartesisi bu hafta biraz buruk geçecek.
Göztepe tarafında hava malumdur, İzmir'de maç günü demek sabahtan başlayan bir şenlik demektir. Atkı boyna dolanır, körfezden esen rüzgar bile sanki tribüne doğru eser, çay ocağında herkes taktik profesörü olur. Üst üste iki galibiyet almış Göztepelinin özgüvenini anlatmaya gerek yok, zaten o özgüven Alsancak'tan Gürsel Aksel'e kadar yürüyerek gider, yolda iki kere de kornaya basar. Rakip kim olursa olsun tribünün bakışı nettir, burası İzmir, buradan kolay kolay üç puanla çıkılmaz.
İşin Arca Çorum FK tarafı ise tam bir Anadolu ironi şöleni. İsminde hem şehir hem sponsor var, ciddiyet tam, ama deplasman tribününe bakınca o yol yorgunu neşeyi görüyorsun. Leblebi çıtlatıp İzmir'e gelen adamdan korkacaksın, çünkü o adam 600 kilometre yolu iki galibiyetin verdiği rahatlıkla gelmiştir. Çorum FK'nın hali, misafirliğe eli boş gelmeyip bir de ev sahibinden iyi börek yapan misafire benziyor, ayıp olmasın diye gülümsüyorsun ama içinden diyorsun ki acaba bu akşam koltukta kim oturacak.
Tabii maçın kendisi kadar meşhur bir başka tribün klasiği var, o da bitmek bilmeyen saat kaçta hangi kanalda sorusu. Daha fikstür bile tam sindirilmeden herkes birbirine aynı şeyi soruyor, sanki maç gizli bir adreste oynanacakmış gibi. Kumandayı eline alıp kanal kanal gezen dayı modeli artık dijitalleşti, arama motoruna yazıyor, eşe dosta soruyor, grupta link bekliyor. Bu merak maçtan bile heyecanlı, çünkü maçı izleyememe ihtimali, maçı kaybetme ihtimalinden daha çok korkutuyor.
Aslında bu karşılaşma biraz da iki komşunun balkon sefası sohbetine benziyor. İkisi de son iki haftadır işleri iyi gitmiş, biri diyor benim domatesler tuttu, öteki diyor benim biberler coştu. Kimse yo benimki kötü demiyor, herkes gülümseyerek mangalı yakıyor. Sahada da öyle olacak, iki takım da topu alıp biz formdayız kardeşim havasıyla dolaşacak, orta saha bir süreliğine Ege'de trafiğe takılmış dolmuş durağına dönecek, kimse kimseye yol vermeyecek.
Tribün kültürünün en sevdiği anlar da bu anlardır, iki iddialı takım, bol slogan, bol tezahürat ve bol çekirdek çıtlatma. Göztepe tribünü zaten koro gibi, susması için rakibin üç gol atması lazım, o da yetmez, bir de yağmur yağması lazım. Çorum tarafı ise deplasmanda az kişiyle çok iş yapma sanatının ustasıdır, üç kişiyle yüz kişi gibi bağırır, dönüş yolunda da anlatacak hikaye biriktirir. Hakem birazcık düdüğü fazla çalsın, bak o zaman İzmir'de hava nasıl değişiyor.
Günün sonunda İzmir'de güzel bir futbol akşamı yaşanacak, biri gülümseyerek evine dönecek, diğeri de dönüş yolunda keşke şunu şöyle yapsaydık muhabbeti yapacak. Futbolun adaleti yoktur, formu vardır, o form da 90 dakikada bazen leblebi gibi dağılır gider. O yüzden çekirdeğinizi, leblebinizi hazırlayın, koltuktaki yer kavgasını erken bitirin, çünkü formda iki takımın kavgası kaçmaz, pazartesi sabahı ofiste anlatacak hikaye buradan çıkar.
