SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
İtalya Serie A’nın 8. haftasında Napoli ile Roma karşı karşıya geldi. Gol düellosuna sahne olan mücadele 3-3’lük eşitlikle tamamlandı. Tabelada altı gol var, kazanan yok, kaybeden de yok.
Üç-üç, futbolun en kararsız skorudur. Ne tam sevinirsin ne tam üzülürsün, arada kalırsın. Tıpkı pazarda iki karpuz arasında kalmak gibi. İkisi de kocaman, ikisi de sulu görünüyor, eve gidene kadar hangisinin kelek çıktığını anlayamıyorsun. Napoli taraftarı da Roma taraftarı da eve işte tam olarak böyle gitti.
Normalde bir maç 1-0 bitince teknik adamlar taktik anlatır, 0-0 bitince kaleciler kahraman olur. 3-3 bitince kimse bir şey anlatamaz. Çünkü ortada taktik değil, karşılıklı rıza ile kaos vardır. Biri hücum çalışmış, diğeri de hücum çalışmış, savunma çalışmak o hafta kimsenin aklına gelmemiş. Apartman toplantısında aidatı konuşmayı unutup mangal partisini konuşmaya dalmak gibi bir şey.
Tribünde bu skoru yaşamak ise bambaşka bir spordur. İlk golde sevinirsin, ikinci golde sayıyı karıştırırsın, üçüncü golden sonra matematiği tamamen bırakırsın. Kimse kimseye skoru sormaz, herkes birbirine iyi misin diye sorar. Çekirdek, kolonya ve tansiyon aletinin aynı anda elden ele dolaştığı tek organizasyon budur.
Bu tip maçların en güzel yanı da berabere bitmesidir. Çünkü 3-3’ten sonra galibiyet lafı etmek biraz ayıp olur. Yenmişsin ama yenmemişsin, yenilmişsin ama yenilmemişsin. Pazarda poşetleri birlikte taşıyıp sonra hesapta anlaşamamak gibi. Herkes yoruldu, herkes haklı, herkes haksız, kavga edecek hal kalmadı.
Elbette maçı izlemeyip sadece skora bakanlar bu sonuca bayılır. Altı gol olmuşsa kesin muhteşem maç olmuştur onlara göre. Oysa altı golü statta yaşayanın sesi kısılmıştır, telefon şarjı bitmiştir, komşuyla arası açılmıştır. Dışarıdan bakınca şölen gibi görünür, içeriden bakınca Pazar günü çamaşır makinesinin bozulması gibi hissettirir. Eğlenceli ama yorucu.
Serie A zaten yıllardır taktik ligi, savunma ligi diye anlatılır durur. Napoli ile Roma çıkıp 3-3 yapınca bütün ezber bozuldu. Meğer İtalyan savunması dedikleri şey o akşam izne çıkmış. Makarna suyu taşmış, pizza fırında kalmış, kimse geriye dönememiş. Yalan yok, biz de bu dağınık hali sevdik, sıkıcı 1-0’lardan sonra ilaç gibi geldi.
Sonuçta Napoli de Roma da sahadan birer payla ayrıldı, biz de altı gollü bir akşamın yorgunluğuyla koltuğumuza gömüldük. Kimse kazanmadı ama herkes konuştu, kimse kaybetmedi ama herkes söylendi. Futbol bazen böyledir: Tabelada eşitlik yazar, akılda ise Pazar günü yenilen ağır bir yemek gibi kalır. Biraz hazımsızlık yapar ama tadı damakta kalır.
