SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Amed Sportif Faaliyetler Teknik Direktörü Besnik Hasi, Samsunspor karşısında alınan 3 puanın ardından memnun olduğunu söyledi. Olay bu kadar basit ve bu kadar şaşırtıcı. Türk futbolunda bir teknik direktörün puanlardan memnun olması, tek seferde faturasını ödeyen kiracı görmek kadar nadir bir durum.
Normalde bu liglerde üç puan alan teknik direktörün yüzünde düğüne zorla götürülmüş enişte ifadesi olur. Ya hakemden şikayet eder, ya zeminden, ya topun yuvarlaklığından, ya da takımın hâlâ istediği gibi oynamadığından. Hasi çıkıp memnunum demiş. Bu cümle kulağa o kadar sade geliyor ki insan ister istemez şüpheleniyor, acaba tercümede bir yumuşama mı var diye.
Çünkü tribün kültürümüzde memnuniyet diye bir kavram yoktur. Bizde üç puan başlangıç paketidir, asıl menüde farklı beklentiler vardır. Gol erken gelsin, oyun göze hoş gelsin, rakip sahadan silinsin, son on dakika kalp krizi yaşatılmasın, bir de mümkünse genç oyuncu girip iki çalım atsın. Teknik direktör memnunum deyince taraftarın içinden aynı anda yüzlerce hesap yapılır, iyi de hocam ikinci gol nerede diye.
Oysa gündelik hayatta üç puana bu kadar sevinemiyoruz. Markete gidiyorsun, istediğin her şeyi bulmuşsun, kasa kuyruğu yok, poşet de sağlam çıkmış, kimse vay be ne şanslı gün demez. Faturayı ödersin ve çıkarsın. Futbolda ise üç puan, eve eli dolu gelmek gibidir. Sofraya ekmek getirmişsin, herkes önce ekmeğin sıcaklığını tartışır. Hasi’nin yaptığı, ekmeği masaya koyup afiyet olsun demek kadar sade ve bu yüzden devrimci.
Samsunspor gibi bir rakibe karşı alınan galibiyetin ardından memnuniyet açıklamak ayrıca incelik ister. Çünkü fikstürde bazı maçlar normal maç değildir, semt pazarında en taze tezgâhı kapmak gibidir. Herkes aynı tezgâha bakıyordur, sen erken gidip seçip almışsındır. Sonra da eve gidip bugün pazar güzeldi dersin. Abartmazsın, destan yazmazsın, rakibi küçümsemezsin. Sadece üç puanı cebine koyarsın. Bu ülkede bu sadelik, VAR odasında sessizlik bulmak kadar değerli.
Bir de memnuniyet kelimesinin teknik direktör sözlüğündeki ağırlığını düşünmek lazım. Bu kelime, genelde sezon sonu şampiyonluk konuşmasında, ya da kupa kaldırırken kullanılır. Sezonun ortasında, sıradan bir haftada memnunum demek, garsonun yemeği getirip beğeneceğinizi umarım demesi gibidir. Ne fazla iddialı, ne fazla mütevazı. Ne taraftarı gaza getirir, ne rakibi kızdırır. Tam kıvamında, şekersiz çay gibi bir açıklama. İçersin, yorum yapmazsın, ama iyi gelir.
Elbette sosyal medya bu memnuniyete asla izin vermez. Biri mutlaka çıkar, hocam memnunsan neden üçlü savunma, memnunsan neden oyuncu değişikliği geç kaldı, memnunsan neden takım geriye yaslandı diye sorar. Memnuniyet, taraftar forumlarında en hızlı tüketilen üründür. Açıklama yapılır, beş dakika beğenilir, altıncı dakikada eleştiri yağmuru başlar. Tıpkı annene karnım doydu deyip masadan kalkman gibi, ardından ama tatlıyı yemedin baskısı gelir.
Belki de Hasi’nin cümlesini bu kadar komik ve sempatik yapan şey bu sadeliğidir. Üç puan alınmış, hoca memnun, hikâye bitmiş. Ne taktik dehası destanı, ne kriz senaryosu, ne de gizli mesaj avı. Futbol bazen gerçekten bu kadar basittir, puan haneye yazılmış, herkes evine mutlu dönmüştür. Darısı, bir gün tribünün de üç puandan koşulsuz memnun olduğu günlere.
