SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
İspanya La Liga'da 10. hafta heyecanı Valencia ile Villarreal arasındaki mücadeleyle sürecek. Maç Valencia'nın ev sahipliğinde oynanacak. Hal böyle olunca taraftarın gündemi şimdiden tek soruya kilitlendi: Maç ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?
Modern futbol taraftarlığı artık 90 dakikadan ibaret değil, öncesinde ciddi bir arama motoru mesaisi gerektiriyor. Eskiden maç saati kahvehanenin duvarında yazardı, şimdi üç farklı site, dört farklı saat dilimi ve asla açılmayan bir yayın akışı sayfası arasında mekik dokuyoruz. Valencia-Villarreal sorusu da bu dönemin klasiği: Herkes maçı biliyor, kimse nerede izleyeceğini bilmiyor.
Kağıt üstünde Valencia ile Villarreal aynı bölgenin iki takımı, pratikte ise aynı apartmanda oturup asansörde selamlaşmayan iki komşu gibiler. Biri ev sahibi olmanın verdiği o mutfak benden sorulur özgüveniyle sahaya çıkıyor, diğeri misafirliğe giderken bile kendi çay bardağını yanında getiren titizlikte. Tribünde de bu hava var: Kimse kavga etmiyor ama kimse de birbirine şeker uzatmıyor.
Ev sahipliği meselesi de bizim misafirperverliğe çok benziyor aslında. Valencia için kendi sahası, annelerin asla oturulmayan temiz salonu gibidir; her şey yerli yerinde, halı yeni süpürülmüş, ışık en iyi açıdan geliyor. Villarreal ise o salona girmeye çalışan akraba çocuğu; koltuğa oturmadan önce terlik değiştirecek mi, sehpadaki bibloyu devirecek mi, herkes onu izliyor. Bu gerilim futboldan daha eğlenceli.
Ligin 10. haftası olmak da işin ayrı bir psikolojisi. Ne sezonun toy heyecanı kalmıştır ne de son haftaların hesap kitap paniği başlamıştır. Tam olarak ev kirasını ödemiş ama mutfak masrafını henüz düşünmemiş rahatlıkla tedirginlik arası bir dönem. Her takım kendince bir şey kanıtlamaya çalışır, her taraftar da puan tablosuna bakıp içinden fal kapatır. Kimi kadro istikrarı sayıklar, kimi fikstür şansından dem vurur.
Bir de yayın bilgisi avcılığı var ki başlı başına bir spor dalı olmalı. Maç saatini öğrenmek için tıklamadığın site, kurmadığın hatırlatıcı, sormadığın arkadaş grubu kalmıyor. Dayı grubuna yazıyorsun, kuzen farklı saat söylüyor, internet bambaşka telden çalıyor. Sonunda televizyonun karşısında kumandayla bekleyen dede sabrına erişiyorsun. Asıl dayanıklılık testi maçtan önce yaşanıyor.
İşin komiği, iki takımın taraftarı da aynı şeyi yaşıyor. Valencia taraftarı evinde oynanacak diye rahat, Villarreal taraftarı deplasman diye tedirgin ama ikisinin de parmağı aynı arama çubuğunda. Tıpkı bayramda aynı sofraya oturan ama farklı kanalı açmak isteyen iki enişte gibi. Biri gelenek diyor, biri yenilik diyor, sonunda herkes telefondan skor takibine razı oluyor. Tribün kültürü dijital çağa böyle uyum sağlıyor.
O yüzden Valencia-Villarreal maçı sadece bir 10. hafta fikstürü değil, modern taraftarlığın küçük bir provası. Kim nerede oynuyor, kim kimi ağırlıyor belli; belirsiz olan tek şey bizim nerede, nasıl ve kiminle izleyeceğimiz. Işıklar yanıp düdük çaldığında bütün bu arama telaşı unutulacak, geriye aynı bölgenin iki takımının inatlaşması kalacak. Kumandayı kapan değil, sabrı kapan kazanacak.
