SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
İspanya La Liga'nın 10. haftasında Atletico Madrid, sahasında Deportivo'yu konuk edecek. Ev sahibi avantajı, fikstür heyecanı ve malum sorular çoktan ısınmaya başladı: Maç ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?
Artık bu üçlü soru, La Liga'nın gizli marşı gibi bir şey. Kimse ilk 11'i merak etmiyor, kimse son beş maçta ne olmuş diye sormuyor, herkesin derdi kumandayı eline alacağı o kutsal an. Tıpkı düğüne giderken takıdan çok menüyü merak eden akraba refleksi gibi, taraftar da önce yayın bilgisini cebe atmak istiyor. Haklı da, çünkü yanlış kanalı açıp alakasız bir özet izleme travmasını bir kez yaşayan bir daha iflah olmuyor.
Atletico Madrid'in ev sahipliği denince akla gelen tablo belli: Kendi stadında pres, mücadele ve rakibi kendi yarı sahasına hapseden o meşhur boğucu atmosfer. Tribün daha ilk düdükten önce homurdanmaya başlar, rakip topu oyuna soktuğu an uğultu yükselir. Bunu mahalle baskısına benzetebiliriz; sanki çamaşırı yanlış balkona asmışsın gibi hissettirirler adama. Deportivo'nun işi bu yüzden sadece futbol değil, aynı zamanda psikolojik dayanıklılık sınavı.
Deportivo cephesi için deplasman zaten başlı başına bir macera. Kendi evinde rahat rahat bağıran taraftar bir anda susmuş, etrafında kırmızı-beyaz duvar ören binlerce kişi var. Tıpkı bayramda tanımadığın akrabaların evine gidip koltuğun en ucuna oturmak gibi bir şey; yanlış bir hareket yapsan bütün bakışlar üstünde. Topu ayağında üç saniyeden fazla tutan Deportivo'lu, kendini misafirlikte kumandayı eline almış gibi garip hissedecek.
İşin bir de yayın krizi boyutu var. Modern taraftarlık artık 90 dakikadan değil, 90 farklı sekmeden ibaret. Biri saati soruyor, biri kanalı soruyor, biri araya kaynayıp şifresiz mi diye yokluyor. Ardından o efsane cümle geliyor, link talebi. Sanki La Liga'yı değil de komşunun internet şifresini istiyoruz. Oysa bir zamanlar insanlar maç saatini gazeteden keserdi, şimdi herkes birbirine sorup kimseyi tatmin etmeyen bir bilgi zinciri kuruyor.
Atletico-Deportivo eşleşmesinin güzelliği de burada. Biri genelde büyük resimde hep iddialı olan taraf, diğeri beni hafife alma çelme takarım enerjisinde. Tıpkı halı saha maçında bir takımın komple forma yaptırıp gelmesi, diğer takımın günlük kıyafetle gelen arkadaşını kaleye geçirmesi gibi. Kağıt üstünde favori belli, ama futbolun cilvesi de o sıradan görünen planların tuttuğu günlerde saklı. O yüzden kimse şimdiden çantada keklik havasına girmesin.
Elbette tribün kültürü bu maçta yine derslik malzeme verecek. Atletico taraftarı susmaz, susarsa çatlar; skor kilitlense bile takımı itmek için kendini paralayan bir kitle var. Bizdeki takım uyuyor biz uyumayalım tayfasıyla akraba sayılırlar. Deportivo'yu destekleyen bir avuç deplasman taraftarı ise okyanusta sandal gibi olacak; ama bilin ki en çok sesi de bazen o sandal çıkarır. Sessizliğin içinde duyulan tek tezahürat, apartmanda gece su içmeye kalkıp ışığı yakan adam kadar dikkat çeker.
Sonuç olarak 10. hafta gelip geçecek, biri sevinecek biri üzülecek ama yayın sorusu baki kalacak. Maç bitsin, ertesi gün yine aynı soru sorulacak: Bir sonraki maç ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda. Bizim futbolsever döngüsü budur; transfer dönemi biter, yayın dönemi başlar. O yüzden şimdiden patlamış mısırları hazırlayın, koltuktaki yerinizi kapın ve kumanda savaşlarına hazır olun. Çünkü La Liga'da top bir şekilde kaleye gider, ama asıl mücadele her zaman kumandadadır.
