SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Trendyol Süper Lig’in 9. haftasında Eyüpspor ile Kasımpaşa karşı karşıya geldi. Konuk ekip Kasımpaşa, Adrian Benedyczak’ın 37. dakikada kaydettiği golle sahadan 1-0 galip ayrıldı. Tabelada yazan da, maçın hikâyesi de özetle bundan ibaretti.
Kağıt üzerinde İstanbul derbisi ama işin aslı aynı apartmanda oturan iki komşunun asansörde karşılaşması gibiydi. Ne uçak var, ne otel, ne uzun yol türküsü. Kasımpaşa için deplasman dediğin, yan mahalleye maça gitmekten ibaret; valiz hazırlamaya gerek yok, Akbil basman yeterli. Eyüpspor içinse ev sahibi olmak, misafirliğe gelenin ayakkabısını çıkarmadan salona girmesi gibi bir şey oldu.
37. dakika da tam öyle bir dakikadır; ilk yarının ne başı ne sonu, çaycının ocağı kapatıp kapatmamakta kararsız kaldığı an. Tribünde herkes telefonuna bakmayı erteler, çekirdeğe ikinci kez uzanır, derken bir bakmışsın top ağlarda. Benedyczak’ın golü, mikrodalgada ısınan yemeği beklerken gelen o ilk ding sesi gibiydi; kimse ayağa kalkmaya hazır değildi ama herkes duydu.
1-0 zaten Türk futbolunun en saygın emeklilik planıdır. Bir gol atarsın, sonra kalan altmış dakikayı sanki evde misafir varken koltuğu kaptırmamak için oturur gibi geçirirsin. Kasımpaşa da öyle yaptı; öne geçtikten sonra topu da oyunu da kredili mevduat hesabı gibi işletti. Ne fazla risk, ne fazla cömertlik, bakiyeden yemeden günü kapatma sanatı.
Tribün psikolojisi açısından da maç tam bir pazartesi sabahıydı. Eyüp tribünü, otobüsün gözünün önünde kapıyı kapatıp gitmesini izleyen yolcu gibi kaldı; bağıracak mı, gülecek mi, önce hangisine üzülecek bilemedi. Kasımpaşa tribünü ise pazarda son domatesi kapmış teyze sevinci yaşadı. Az kişi, çok ses, deplasman tribününün o meşhur biz bize yeteriz gururu.
Evde 1-0 kaybetmek, diyet yaparken gece yarısı buzdolabını açıp salatalıkla yetinmek gibidir. Ne tam doyarsın ne tam vazgeçersin. Maçtan sonra herkes aynı cümleyi kurar; iyi oynadık ama olmadı. O olmayanın ne olduğu ise yıllardır bulunamadı. Bazen direkten döner, bazen kaleci devleşir, bazen de 37. dakikada gelen bir top bütün planı bozar.
Tablonun alt tarafı da artık evin rutubetli köşesi gibi; kimse oraya bakmak istemiyor ama herkes orada bir şeylerin kötü koktuğunu biliyor. Son sıra dediğin, koltuk kapmaca oyununda ayakta kalan çocuğun hali. Müzik durmuş, herkes oturmuş, sen ortada kalmışsın. Kalkıp bir daha oynamak lazım ama dizler de pek tutmuyor.
Günün sonunda Kasımpaşa, komşu ziyareti tadındaki deplasmandan üç puanı koltuk altına sıkıştırıp evine döndü. Ne şatafatlı bir zafer, ne destansı bir geri dönüş; düpedüz usulüne uygun, sessiz sedasız bir iş bitirme. Eyüpspor içinse ders basit ve acımasız; Süper Lig’de misafirperverliğin sonu genelde hüzünle bitiyor, kapıyı açıyorsan kilidi de iyi tutacaksın.
