Hani bir futbolcu gelir de, daha ısınmadan bavul toplar ya, Sacha Boey için Bayern Münih macerası tam da öyle oldu gibi. Adamcağız daha Bavyera'nın meşhur biralarını tatmaya fırsat bulamadan, Alman devi kendisini kapı önüne koymak için Suudi Arabistanlı meslektaşlarıyla pazarlık masasına oturmuş bile. "Bizim Boey vardı ya, hani o sağ bek... Aslında fena çocuk değil de, ne bileyim, bize uymadı sanki," diyerek telefonda ter döktüklerini düşünsenize! Sanki Boey'i alırken 'deneme süresi' koymuşlar, o da dolmuş gibi. Bayern'in hızlı karar alma konusunda eline su dökülmez gerçekten, alkışlıyoruz kendilerini!
Boey cephesinden gelen haber ise biraz "nasip kısmet" tadında. Hatırlarsınız, İngiltere Premier League'den Everton'a transferi son dakikada yatmıştı zavallının. Herhalde o travmadan sonra, "Artık nereye olursa olsun, yeter ki top oynayayım!" demiş olacak ki, Suudi Arabistan'ın "parası bol, havası sıcak" teklifine pek bir 'sıcak' bakıyormuş. Ne diyelim, paranın ve sıcak havanın cazibesi, Avrupa'nın soğuk çimlerinden daha çekici gelmiş olabilir. Sonuçta futbolcu dediğin, oynadığı yerde mutlu olur, hele bir de banka hesabını görünce...
Peki ya Suudi Araplar'la anlaşma sağlanamazsa ne olacak? Bayern yönetimi de bu duruma hazırlıklı, "Aman canım, o zaman geri alırız takıma, boş kalmasın garibim" modunda bir yol haritası çizmiş. Hani az önce kapı dışarı etmeye çalıştıkları futbolcuya "gel hadi koçum, seni pek bir özledik" diyecekler sanki. Yani anlayacağınız, Sacha Boey için iki yol var: Ya deve sırtında çöl kumlarına doğru yolculuk, ya da Avrupa'nın en büyük kulüplerinden birinin görkemli yedek kulübesinde maç izleme keyfi. Seçim onun, kader ağlarını örmüş, biz de kahvede çayımızı yudumlayıp izlemeye devam edelim. Kim bilir, belki de bir gün Boey, "Ben zamanında Bayern'i reddettim, Suudi Arabistan'a gittim" diye torunlarına anılarını anlatır. Ya da tam tersi!