SPOR MİZAHI · Gerçek haberden esinlenen mizahi yorum.
Efendim, Londra derbisi dediler, ortalık kızıştı dediler ama Chelsea'nin kızıştırması sadece 2 dakika sürdü! Daha maçın düdüğü yeni çalmış, kahvelerimizi bile yudumlamadan Morgan Rogers denen genç kardeşimiz bir gol attı, stadyumda 'Vay be, erken havaya girdik!' nidaları yükseldi. Sanki maç bitmiş, kupa çantaya konmuş gibi bir sevinç... Ama o sevinç, biliyorsunuz, öyle hemen yaşanmaz bu derbilerde, hele de karşınızda son şampiyon varsa.
Derken Arsenal, 'Hop dedik, o işler o kadar kolay değil!' dercesine sahneye çıktı. İlk yarı bitmeden, ne tesadüftür ki eski Chelsea'li Kai Havertz, 'Ben bu kalenin yerini iyi bilirim!' dercesine topu ağlara gönderdi. Herhalde içeriden bir 'kusura bakmayın beyler, ekmek parası' demiştir. İkinci yarı başladı, kaptan Martin Odegaard da 'Takımın lideri benim, şampiyon kimmiş göstereyim' der gibi bir gol daha atıp skoru 2-1'e getirdi. Chelsea tarafında bir 'Hani golü atmıştık, ne ara oldu bunlar?' şaşkınlığı, Arsenal tarafında ise 'Alıştık artık, normal' havası.
Böylece Arsenal, yoluna kayıpsız devam etti, 9 puanı cebine koydu. Yani diyorlar ki, 'Biz bu şampiyonluk işini sevdik, bırakmaya niyetimiz yok.' Şimdi Şampiyonlar Ligi'nde Napoli deplasmanı var, sonra da Sunderland. Bakalım bu koşuşturmaya, bu yorgunluğa kimin ciğeri dayanacak. Bu temponun altından kalkmak da ayrı bir başarı hikayesi vallahi.
Chelsea'ye gelince... Onlar 6 puanda kaldı. Hani derler ya, 'Golü attık ama galibiyeti göremedik.' Şimdi bir de Lig Kupası'nda Leeds'i, ligde de Hull City'yi ağırlayacaklar. Yani biraz daha sakin, daha 'psikolojinizi düzeltin' maçları bunlar. Belki orada kendilerine gelirler, zira Londra'nın mavili kısmı bu aralar biraz keyifsiz, kırmızı kısım ise 'şampiyonluk marşları' çalmaya devam ediyor.
