Arkadaşlar, geçen hafta Premier Lig'de öyle bir maç izledik ki, ne deseniz boş. Manchester United, hani şu 'büyük' takımımız var ya, bildiğiniz Everton deplasmanına gitmiş. Kırmızı Şeytanlar iki kez öne geçtiği bir maçı yine mi berabere bitirdi? Evet, evet, yanlış duymadınız, yine! Sanki bu takıma 'galibiyet' kelimesi alerji yapıyor, topu taca atıyorlar resmen. Premier Lig'in daha 3. haftası, ama United şimdiden klasik 'acaba bu sezon ne kadar çuvallayacaklar' sendromunu yaşamaya başladı bile.
Maçın ilk yarısı malum, sıfır golle bitti, sanki iki taraf da topu kaleye değil de, birbirine 'pas mı atsak, atmayalım mı' diye paslaşmaktan yorulmuş. Ama ikinci yarıda işler biraz renklendi. Önce 46'da konuk ekip Manchester United, 'Mbeumo' denen bir arkadaşla (!) öne geçti. Tam 'Oh be, sonunda kazandılar' diyecektik ki, Everton'dan Tyrique George 83'te 'Durun bakalım, daha bitmedi!' diyerek beraberliği getirdi. E tabii ManU, 'bir öne geçtim, hadi bir daha geçeyim' diye düşündü herhalde, 88'de Benjamin Sesko'yla (bu da enteresan bir isim) skoru 2-1 yaptı. Hani derler ya, 'ne olur ne olmaz, bir gol daha atalım da garanti olsun', ama ManU için garanti diye bir şey yokmuş meğer!
Ve işte kahvenizden bir yudum daha alıp 'nasıl ya' dedirtecek o an: 90+6'da, yani hakemin düdüğünü cebinden çıkarmaya hazırlandığı, taraftarların otobüs durağına doğru yola çıktığı o kritik saniyelerde, Maitland-Niles sahneye çıktı ve Everton'a 2-2'lik beraberliği getirdi. Düşünsenize, iki kez öne geçmişsin, birinde 83'te yemişsin, diğerinde 90+6'da! Bu düpedüz 'biz bu işi beceremiyoruz' ilanı. Bu sonuçla Everton puanını 5'e yükseltirken, bizim Manchester United'ımız 4 puanla, herhalde 'beraberlikler şampiyonu' olmaya oynuyor. Ne diyelim, tebrikler, ManU! Yine izleyiciyi şaşırtmayı başardın, ama galibiyetle değil, klasikleşen 'son dakika golüyle beraberlik' klasiğinle.