Yok artık daha neler! Real Madrid gibi Real Madrid, LaLiga'nın dördüncü haftasında Real Betis'e takılmış, hem de deplasmanda! Hani derler ya 'Büyük balık küçük balık hikayesi' diye, bu sefer küçük balık (yani Betis, kusura bakmasınlar Real Madrid yanında) büyük balığı afiyetle yemiş. Troy Parrott diye bir kardeşimiz var, 81. dakikada sahneye çıkıp 'Ben de buradayım!' demiş, topu ağlara göndermiş. Real Madrid'i yıkan adam olarak tarihe geçti Parrott, hem de öyle ahım şahım bir golcü değilken!
Maçın son anları mı dediniz? Ah o son anlar... 90+4'te Real Madrid'e bir penaltı! 'Kurtarıcı kim olacak?' diye bakınıyoruz, sahneye Kylian Mbappe çıkıyor. 'Tamamdır, kurtarır bu maçı, en azından bir puanı alırız' derken, Mbappe topu aldı, vurdu... Ama ne vuruş! Sanki kaleciye 'al bakalım, sen de biraz topu tut' der gibi, direk kalecinin kucağına! Penaltı değil, bildiğin beleş pas! Yani Real Madrid'in mağlubiyeti yetmezmiş gibi, bir de 90+4'te Mbappe'nin o 'ben topu oraya atmak istedim' penaltısı, çileden çıkarır insanı. Ha, bizim Arda Güler de ilk 11 başlamış, 64 dakika sahada kalmış ama ne yapsın çocuk, takım arkadaşlarının kaçırdığı penaltıyı gidip atacak hali yok ya!
Bu dramatik sonuçla iki takım da haftayı 9 puanla kapattı. Real Madrid'in 9 puanı zehir zıkkım olmuştur herhalde, Betis'inkiler de baldan tatlı. Şimdi önlerinde Şampiyonlar Ligi maçı var İnter'le, ardından ligde Rayo Vallecano. Mbappe bu kafayla İnter kalecisinin de üzerine mi vurur, yoksa 'artık yeter' deyip gol mü atar, orası tam bir muamma. Real Betis ise Lille deplasmanına gidip, sonra Villarreal'i ağırlayacak. Vallahi, bir penaltı bir takımı ne hale sokar, görüyorsunuz işte. Neyse, futbolda bunlar olur, ama 90+4'te penaltı kaçırmak... İşte o biraz zor sindirilir, hele ki Mbappe gibi bir isimden!