Arkadaşlar, ne deseniz boş. Transfer döneminin o meşhur 'son günü' sendromu yine tavan yapmış. Sanırsın bütün bir yaz, 'Acaba Gedson Fernandes'i Galatasaray'a nasıl alırız?' diye kafa yormak yerine, herkes plajda pinpon oynamış da, 4 Eylül 2026'ya gelince bir anda 'Aaa, transfer bitiyor!' diye panik düğmesine basılmış. Gazete manşetlerine bakıyorum, hop, 'Galatasaray'dan Gedson Fernandes bombası' diye bir haber. Resmen klasikleşti bu durum, ben artık Gedson'un adını duyunca 'Hadi canım, o da mı gelecekmiş yine?' diye göz deviriyorum. Adam sanki her transfer döneminin son gününde, eli kolu dolu, Cimbom'un kapısına dayanan misafir gibi. Ne bitmez bir destan bu Gedson ya!
Yani şimdiye kadar bu Gedson kaç kere geldi, kaç kere gitti, kaç kere 'bitiyor' denildi sayamadık. Adamın kendisi bile şaşırmıştır artık, 'Ben bu ligde mi oynuyorum, oynasam bile hangi takımdayım?' diye. Hani derler ya, 'Yine mi sen?' İşte tam da o durum. Bu işin suyu çıktı artık, bence Gedson'a özel bir 'sürekli transfer sözleşmesi' falan yapsınlar da bu haber silsilesi bir bitsin. Yoksa her 4 Eylül'de, ya da benzer son gün tarihlerinde, biz bu 'Gedson bombası' başlığını görmeye devam edeceğiz gibi. Vallahi billahi, insan bir süre sonra gülmekten yoruluyor bu duruma.