Eyyyy futbol dünyası, bakın size ticari zeka neymiş, borsa spekülatörlüğü nasıl yapılırmış Samsunspor’dan öğrenin! Hani ocak ayında 100 bin euro'ya adı sanı pek duyulmamış bir Ali Badra Diabate almışlardı ya… Kim derdi ki bu adam kısa sürede Süper Lig'in tozunu attırıp, Suudilerin cebini boşaltacak? Tam bir 'al-sat' ustası dersi bu yahu!
Olayın tuzu biberi ise Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım'dan geldi. Adamcağız, 'Diabate için 7 milyon euro’da anlaştık ama ödeme planında 500 bin euro'nun lafını yaptılar, resmen bizimle oyun oynadılar!' diye isyan bayrağını çekip masadan kalktı. Sanki mahalle pazarında domates alıyor da, 50 kuruş için tezgahı dağıtıyor mübarek! Ama belli ki o anlık kızgınlık değil, ince bir taktikmiş bu. Başkan, 'Oyun oynadılar' derken, meğer asıl oyunu kendi kuruyormuş!
Derken ne oldu? Tabii ki Fabrizio Romano devreye girdi, o olmazsa zaten transfer transfer değildir! Romano dedi ki, 'Al Qadsiah, Samsunspor ile Diabate transferi için anlaşmaya vardı ve ödeme 8 milyon euro'yu bulacak.' Bakın hele, başkanın 'oyun oynadılar' diye masadan kalkması, Suudileri daha da gaza getirmiş meğer! 7 milyon dediler, pazarlıkta 500 bin euro'ya kapris yaptılar, ama sonra 8 milyon euro'ya razı oldular. Bu işe 'pazarlık' demezler, 'ticari darbe' derler arkadaş!
Sonuç? Samsunspor tarihinin en pahalı satışı gerçekleşiyor, hem de 100 bin euro'ya alınan bir topçuyu tam 80 katına, 8 milyon euro'ya okutarak! Helal olsun başkan, bu nasıl bir ticari zeka, bu nasıl bir operasyon! Bence Yüksel Yıldırım'ı sadece futbol kulübü yönetimine değil, ülkenin ekonomi kurmay kadrosuna da almalılar. Diabate'nin transferi değil, Samsunspor'un kasasına giren para, asıl destan burada yazıldı!