Ee, ne oldu bizim Arda Turan'ın Shakhtar'ına? Daha sezonun dördüncü haftasında 'yenilmezlik' nidaları atılıyordu, ancak Polessya diye bir ekip, gelmiş Arda'nın evinde, 'Buyrun beyler, ilk yenilginizi tescil edelim' demiş resmen! Hem de 2-0! Öyle penaltıydı, ofsayttı, şanssızlıktı falan değil, çatır çatır iki golle Arda Hocamız ve talebeleri sezonun ilk dersini evlerinde aldı. Demek ki neymiş, Ukrayna'da da bazen top yuvarlak, rakip de can yakıcı olabiliyormuş. Şampiyonluk rüyasına minik bir mola diyelim biz buna.
Maçın ilk yarım saati sanki sessiz sinema oynanmış gibi golsüz geçerken, Polessya'dan Nazarenko abimiz, 'Bu filmin başrolü biz olalım' dercesine 31. dakikada Shakhtar ağlarını havalandırmış. İlk yarı böyle 1-0 tescillenince, Arda'nın soyunma odasında neler söylediğini düşünmeden edemiyorum. İkinci yarıda da Polessya durmamış, 74'te Andriyevskiy, 'Seninkinin yanına bir de benden olsun' dercesine farkı ikiye çıkarmış. Kalan dakikalarda bizim Arda'nın takımı skoru değiştirememiş, sahadan boynu bükük ayrılmış. Bu sonuçla iki takım da 9 puana yükselmiş, ama bir taraf davullu zurnalı kutlarken, diğer taraf ‘daha lig uzun’ tesellilerine sığınmış herhalde.
Gerçi ilk üç maçta Kudrivka, Epitsentr, FC Kharkiv gibi... isimlerini duyduğumuzda futbolun 'derinliklerinde' kaybolduğumuz takımları yenmişlerdi. Belki oralardan gelen bir rehavet, 'Nasılsa Ukrayna Ligi, topu yuvarla gol olur' mantığı işlemiş olabilir. Ama işte, futbol bu, bazen ismi cismi çok duyulmamış takımlar bile gelip seni paşa paşa mağlup ediverir. Arda hocamız da anladı ki, her maç Epitsentr değilmiş. Neyse Arda Hoca, daha yolun başı. İlk yenilgi erken geldi ama olsun, ders çıkarılır. Yeter ki bu iş 'hoca Arda' sendromuna dönüşmesin!