Yine bir transfer döneminin son demlerine yaklaşıyoruz, yine ortalık dedikodu kazanı gibi kaynıyor. Bu seferki leziz iddia, Mario Lemina'nın Başakşehir'in radarına girdiği yönündeydi. Vay efendim, Galatasaray'dan alacaklarmış, takıma katacaklarmış... Tabi hemen gözler çevrildi Başakşehir'in patronu Göksel Gümüşdağ'a. Başkan da çıktı, herkesi merakta bırakmadan bombayı patlattı, ama biraz da ucu açık bir bomba oldu bu.
Gümüşdağ, "Arkadaşlar, şimdiye kadar ne Lemina'yla ilgilendik ne de bir görüşmemiz oldu" dedi. Oh, tamam o zaman, yalanlama geldi, konu kapandı, değil mi? Ama durun bir saniye! Futbol yorumculuğunun altın kuralı vardır: Bir başkan "ilgimiz yok" derse, mutlaka o cümlenin arkasından bir "ama" gelir. Nitekim Gümüşdağ da o altın kuralı bozmadı ve ekledi: "Ama transferin son gününe kadar neler olur bilemem. Biz de son güne kadar 1-2 oyuncu transfer edeceğiz." Yani özetle, "Şimdilik yokuz ama kapı da açık, ne olur ne olmaz, kısmet" demek bu!
Hadi canım, bu kadar da olmaz! Daha yeni bu yaz Lemina, Galatasaray'la yeni sözleşme imzalamıştı. Şimdi Başakşehir'den gelen bu "şimdilik ilgilenmiyoruz ama belki de ilgileniriz" tarzı açıklama, transfer piyasasının ne kadar kaotik ve bir o kadar da eğlenceli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Sanki bir tiyatro sahnesi gibi, herkes rolünü oynuyor ama senaryonun sonu belli değil.
Şimdi bize düşen, çayımızı demleyip son güne kadar beklemek. Bakalım Başakşehir o "1-2 oyuncu" diye bahsettiği transferlerin içine Lemina'yı da usulca sıkıştıracak mı, yoksa bu sadece transfer döneminin o bildik "sisli havası" mıydı? Futbol bu, her şey mümkün! Ama unutmayalım, "bilmem" demek, bazen "biliriz ama söylemeyiz" demekle eş anlamlıdır bu piyasada...